Kendi blogunu oluştur ;)

Turkbil

İstanbul Altın Rafinerisi’nin sahibi sivrisinek kurbanı

Afrika gezisinde Anofel sineği ısırması sonucu sıtma olarak hayatını kaybetti

Kerim ÜLKER


Geçen yıl kurduğu altın madeni şirketinin ilk üretimini görmek için Orta Afrika’ya giden İstanbul Altın Rafinerisi’nin patronu Ömer Halaç, orada kendisini ısıran ve sıtmaya neden olan Anofel sineğinin kurbanı oldu. Isırıldığını farketmeyen ve soğuk algınlığı şikayetiyle hastaneye giden Halaç, sıtma olduğunu öğrendi. Halaç, bir hafta süren yaşam mücadelesini dün sabah kaybetti

ALTIN piyasasının genç isimlerinden Ömer Halaç, sıtma nedeniyle bir haftadır verdiği yaşam mücadelesini kaybederek dün hayata gözlerini yumdu.

Orta Afrika Cumhuriyeti’nin başkenti Bangui’de kurduğu altın madeninin ilk üretimini yerinde görmek amacıyla 16 Nisan’da 2 çalışanıyla bu ülkeye giden İstanbul Altın Rafinerisi’nin (İAR) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Halaç, dört günlük iş gezisi sırasında Anofel adı verilen ve sıtma paraziti taşıyan sineğin kendisini soktuğunu farketmedi.



Orta Afrika Cumhuriyeti’nden 19 Nisan’da dönen ve bu ay başında Kırgızistan’a giden Halaç, soğuk algınlığı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Sıtma teşhisi konan Halaç, 15 günü bulan kuluçka süresi geçtiği ve hastalık ilerlediği için tedaviye cevap veremedi. Yaklaşık bir hafta yoğun bakımda kalan Ömer Halaç, dün sabah vefat etti.



Afrika’ya yatırım yaptı

Halaç’ın Orta Afrika Cumhuriyeti’ni yaptığı gezide yanında bulunan İAR’nin Afrika Sorumlusu Tahir Yıldız, genç işadamının Afrika’ya sıklıkla geldiklerini belirterek, yaşadıkları gelişmeleri şöyle anlattı: “Ömer Bey, Afrika’daki iş görüşmeleri ve yatırım alanlarını yerinde araştırmak için ayda en az bir kez bu kıtaya yolculuk yapar.



Son yolculuğunu yaptığı Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ise geçen yıl yerel bir ortakla Cordia-Kamines adlı bir şirket kurdu. Bu yatırım deneme üretimine 16 Nisan’da başladı. Ömer Bey de ilk ürünleri görmek için 16 Nisan’da başkent Bangui’ye geldi. Baş mühendisimiz Kabatay Taşpolat ile birlikte 3 kişi yatırım tesislerini gezdik. Burada Ömer Bey’i sıtmaya neden olan Anofel sineği sokmuş. Bunu hissetmek çok zor, farkına da varamadık. Kuluçka süresi 10-15 gün olarak biliniyor. 19 Nisan’da Türkiye’ye geri döndük. Ardından 1 Mayıs’ta Kırgızistan’da iş görüşmesine gitti. Eksi 27 derece olan ülkede soğuk aldığını söyleyerek 3 gün sonra Türkiye’ye döndü. Hastaneye kaldırıldı. Sıtma teşhisi konuldu. Ateşinin 40 dereceye vardığını söylüyorlar. 3-4 gün sonra da yoğun bakıma alındı. Ancak dün sabah saat 5’te vefat haberini aldık.” vatan

“En iyi kâr cepte olandır” diyen, TT hissesini sattı

Türk Telekom’un halka arzında yüzde 3-7 arasında iskontolu hisse alanlar ilk işlem gününde satmayı tercih etti

Türkiye’nin en büyük halka arzı olarak tarihe geçen Türk Telekom’un hisseleri dün İMKB’de işlem görmeye başladı. Ancak hisseler beklentilerin aksine yükselmeyerek ağırlıklı olarak halka arz fiyatı olan 4.60 YTL’den işlem gördü. Türk Telekom hisselerindeki ilk gün seyri “Ucuz fiyata satıldı” iddialarını çürüttü.

İlk işlemin 4.60 YTL’den gerçekleştiği Türk Telekom hisseleri 4.48 YTL’ye kadar inse de hisseler günü 4.62 YTL’den tamamladı. Ağırlıklı ortalama fiyat 4.61 YTL oldu. Uzmanlar, Telekom hisselerindeki ilk günkü hareket için “Piyasalar çok zor bir dönemden geçiyor. Yatırımcılar küçük kârlara razı oluyor. Halka arzdan yüzde 3-7 arasında iskontolu alım yapanlar bu kârlara razı olup aldıkları hisseleri ’en iyi kâr cepte olandır’ mantığıyla sattılar” yorumunu yaptı.

Dün İMKB’de 2 milyar YTL’lik işlem hacminin yüzde 41’i yani 840.4 milyon YTL’si Türk Telekom hisselerinde yapıldı. Halka arza aracılık eden Garanti Yatırım ve Deutsche Bank ise 34.2 milyon lotluk net alım gerçekleştirdi.

Fiyatın doğruluğunu zaman gösterecek

Türk Telekom İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Paul Doany, Türk Telekom hisselerinin halka arz fiyatıyla ilgili tartışmalar konusunda, “Halka arz fiyatının doğru olup olmadığını zaman gösterecek” dedi. Doany, Türk Telekom hisselerinin İMKB’de işlem görmesi dolayısıyla açılış seansı öncesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, 20 bin Türk Telekom çalışanının ön talepte bulunduğunun doğru olmadığını, rakamın 2 bin olduğunu aktardı. Şirket hisse fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine de Doany, şunları kaydetti: “Şirketin değeri, şirket yönetimi tarafından değil, piyasa tarafından belirlenen bir şey. Oger Telekom’un ödediği fiyat açısından düşünüldüğünde fiyat düşük olabilir. Tabii ki bütün hissedarlar hisse değerlerinin mümkün olduğu kadar yüksek olmasını isterler.

Erdoğan partinin kapatılmasını istiyor' suçlaması

Bahçeli "Erdoğan kapatma davasını bir imkan olarak görüyor" dedi

ANKARA/VATAN


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi'nde açılan davakarşısında AKP'nin takındığı tutum ve davranışları değerlendirirken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "içinden partisinin kapatılmasını istediğini" iddia etti.


Bahçeli dünkü grup konuşmasında, AKP'nin siyasi, ekonomik, sosyal ve dış politika stratejilerinin iflas ettiğini, Başbakan Erdoğan'ın da bu nedenle, kapatma davasını "geçmişin üzerine sünger çekme fırsatı" olarak gördüğünü söyledi.
Davanın kapatma kararı ile sonuçlanmaması durumunda AKP'nin son 5,5 yılın sorumluluğunu bu davaya yükleyerek, kaldığı yerden yola devam edeceğini belirten Bahçeli, kararın kapatma olması durumunda ise Erdoğan ve arkadaşlarının, "mağdur" edebiyatı yaparak bağımsız adaylık yoluyla siyaset sahnesinde boy göstereceklerini kaydetti. Bahçeli, "Bütün bunlara bakıldığında Başbakan'ın aslında içinden AKP'nin kapatılmasını istediği sonucu çıkarılabilecektir" diye konuştu.

Erdoğan'ın bağımsız milletvekili yoluyla yeniden dokunulmazlık zırhına kavuşsa dahi, 5,5 yıllık iktidarının sorumluluğunun hesabını vermekten kurtulamayacağını savunan Bahçeli, "Başbakan'ın siyasi manevraları ve oyunları, bu milli hesaplaşmayı engelleyemeyecek, erteleyemeyecek" dedi. AKP'nin "Kapatılırsak istikrar bozulur, AB süreci biter" benzeri tehditlerine yargının ve milletin kulak asmamasını da isteyen MHP lideri, "Hiçbir siyasetçi ve parti vazgeçlimez ve alternatifsiz değildir. TBMM görevinin başındadır. Türk demokrasisi, siyasi krizleri aşma olgunluğu ve kapasitesine sahiptir" vurgulamasını yaptı. Bahçeli grup konuşmasında özetle şu görüşleri dile getirdi:

"AKP'NİN 3 AYAKLI STRATEJİSİ: AKP'nin önümüzdeki zor ve nazik süreci, üç ayaktan oluşan bir strateji ile yürütmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.
1. AYAK: AB'nin desteğini yanında tutacak ve içerde demokrat olduğu izlenimini verecek makyaj niteliğinde bazı adımlar atmak.
2. AYAK: Kapatma davasını; geçmişin üzerine sünger çekecek, AKP'nin son 5,5 yılda yaptığı tahribat ve kötülükleri unutturacak ve yaşanan ekonomik sıkıntılar için günah keçisi olarak gösterilecek bir bahane ve imkan olarak kullanmak.
3. AYAK: Milli irade edebiyatıyla ve dış destekle yargının taciz edilerek baskı altına alınması için her yolun denenmesi.

AKP'NİN HESABI: Başbakan ve AKP'nin kapatma davasını; yolsuzlukların üzerini örtecek, ekonomik ve sosyal çöküntünün sorumluluğundan kendilerini kurtaracak bir aklanma imkanı olarak kullanabilir miyim hesabı içine girdiği anlaşılmaktadır.
KAPATILMAZSA: Dava kapatmayla sonuçlanmazsa, AKP son 5,5 yılın sorumluluğunu bu davaya yükleyecek ve kaldığı yerden yola devam edecektir.
KAPATILIRSA: Sayın Başbakan ve arkadaşları mağdur oldukları iddiasıyla milletin merhamet duygularına sığınarak, geçmişin bütün günahlarından bu yolla temizlenecek ve dokunulmazlık zırhını bir şekilde koruyacakları bir geçiş dönemi sonrası yeniden siyaset sahnesinde boy göstereceklerdir.


İÇİNDEN AKP'NİN KAPATILMASINI İSTİYOR:

Bütün bunlara bakıldığında Sayın Başbakan'ın kapatma davasını geçmişin üzerine sünger çekecek bir imkan olarak gördüğü ve aslında içinden AKP'nin kapatılmasını istediği sonucu da çıkarılabilecektir. Ancak, evdeki hesabın her zaman çarşıya uymadığı tecrübelerle sabittir.


MİLLET HESABINI BU DÜNYADA GÖRÜR

Unutmasın ki, milletin, verdiği emanete ihanet edenlerle, vurgun-soygun düzeni kuranlarla, vatandaşı yoksulluğa mahkum ederek, bunların sırtından kendi siyasi saltanatını sürenlerle olan hesabı, mutlaka bu dünyada görülecektir.


SİYASİ OYUN VE MANEVRALARLA KURTULAMAZ:

Başbakan'ın siyasi manevraları ve oyunları, bu milli hesaplaşmayı engelleyemeyecek, hesap vermekten kurtaramayacaktır.


SUÇLULUK PSİKOLOJİSİNİN YANSIMALARI:

Milli iradeyi temsil etme iddiasıyla yargıyı tanımama, muhatap almama, suçluluk psikolojisinin yansımalarıdır.

PARONOYA YAŞIYORLAR

Herkesin AKP'ye karşı komplo kurmak ve tuzağa düşürmek için seferber olduğu paranoyası, bir şuur altı takıntı ve savunma mekanizması olmanın ötesinde, bu psikolojinin dışa vurulması sayılabilecektir.

AKP'NİN TEDAVÜLE ÇIKARTTIĞI TEHDİTLER

AKP'nin alternatifi yoktur, kapatılırsa Türkiye bölünür, AB süreci biter, ekonomi çöker iddiaları, Türk adaletini baskı altına alarak yönlendirmek için AKP'nin başvurduğu tehdit ve yıldırma araçlarıdır.

HESAP VERME DEMOKRASİNİN ŞARTI:

Siyasetçilerin her şart altında hesaplarını verebilmeleri, demokrasinin vazgeçilmez bir ön şartıdır.

KAPATMAMA KARARINDAN DEMOKRASİ ADINA MEMNUNİYET DUYARIZ:

Yargı süreci sonunda AKP'nin kapatılmaması yönünde bir karar çıkarsa, MHP demokrasi ve rejimin geleceği açısından bundan sadece memnuniyet duyacaktır.
Erdoğan partinin kapatılmasını istiyor' suçlaması
L: Unutulmamalıdır ki, hiçbir siyasetçi ve siyasi parti vazgeçilmez ve alternatifsiz değildir.

KAPATMA DÜNYANIN SONU OLMAZ:

Temenni etmemekle birlikte, AKP'nin kapatılması halinde bu durum dünyanın sonu olmayacaktır. Türk demokrasisi, bazı eksiklik ve sorunlarına rağmen, siyasi krizleri aşma olgunluğuna, iradesine ve kapasitesine sahiptir.

MİLLET MÜSTERİH OLSUN:

TBMM görevinin başındadır. Türk milleti bu konuda müsterih olmalıdır.
Burada tek sorun, bu krizden çıkış sürecinin tahribat derecesinin ne olacağı, bunun derinleşmesinin önlenerek katlanılabilir bir düzeyde tutulup tutulamayacağı noktasında düğümlenmektedir.

SORUMLULUK BAŞBAKANDA AMA..

Bu konuda en büyük sorumluluk Başbakan'ın omuzlarındadır.
Ancak, Başbakan'ın ruh hali, üslubu ve tavırları, bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmesinin önündeki en büyük engeldir.

BAHÇELİ'DEN ERDOĞAN'A "GERMEYİ BIRAK":

Herkesi suçlamaktan, herkesle kavga etmekten ve bağımsız yargıyı hedef almaktan vazgeçmelidir. Milli iradenin, kendisine istediği her şeyi yapma ruhsatı anlamına gelmediğini idrak etmelidir. Türkiye'yi germeyi bırakması ve tutunacağı ipi, Avrupa başkentlerinde değil, siyasi sağduyuda, demokratik meşruiyette aramalıdır.


AB AKP'NİN SİYASİ PARATONERİ

ABi'nin bütün çabası, her dayatmasını karşılamaya amade AKP'ye siyasi paratonerlik yapmak.
TÜRKİYE'Yİ "ÖZÜRLÜ" GÖRÜYORLAR: AB'nin, Türkiye'yi demokrasi ve siyasi kültürü gelişmemiş özürlü bir ülke olarak gören, Türk milletini ancak dış zorlamalarla bir forma sokulabilecek bir topluluk saydığı ortadadır.

AKP LÜTUF DİLENCİLİĞİ YAPIYOR:
Bu itibarla Avrupa'nın vesayetini son sığınma limanı olarak görmek ve siyasi geleceğini kurtarmak için kapı kapı dolaşarak merhamet ve lütuf dilenciliği yapmak, bir siyasi partinin düşebileceği en utanç verici durumdur.
TÜRKİYE'Yİ AKP'DEN İBARET SANIYORLAR: Türkiye'ye iflah olmaz önyargıların penceresinden at gözlüğüyle bakan AB, Türkiye'yi, kendilerine mutlak anlamda biat eden AKP'den ibaret zannetmek gibi bir yanılgıya düşmemelidir.
TÜRK MİLLİYETÇİLERİYLE İLGİLİ HESAP HATASI YAPMAYIN: Küstahlaşan Brüksel temsilcileri; Türkiye'nin AB'nin sömürgesi ve uydusu olmadığını asla unutmamalı ve potansiyel suçlu olarak göstermeye yeltendikleri Türk milliyetçilerinin, yüksek perdeden dile getirdikleri tehditleri ciddiye alacaklarını ve bundan çekineceklerini düşünmek gibi bir hesap hatası yapmamalıdır.
YARGI REFORMUNUN AB'YE SUNUMU MUTLAK TEMSLİMİYETİN GÖSTERGESİ: Yargı reformu çalışmaların Yargıtay'ın görüşü alınmadan sonuçlandırılması ve AB'ne Adalet Bakanı tarafından sunulması, AKP hükümetinin tam ve mutlak teslimiyet politikasını bir kere daha gözler önüne sermiştir.

Bediuzzaman'ın avukatı ve Erbakan'ın yol arkadaşı habervaktim'e konuştu

Milli Görüş Hareketi’nin ilk partisi olan Milli Nizam Partisi kurucularından ve milletvekillerinden, Bediüzzaman Said Nursi’nin Avukatı Hüsamettin Akmumcu, habervaktim.com’a çarpıcı açıklamalarda bulundu1969 yılında Konya’dan bağımsız olarak Meclis’e giren ve Milli Görüş Hareketi’ni başlatan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadelesine Adalet Partisi Tokat Milletvekili Hüseyin Abbas ile birlikte katılan Akmumcu, Erbakan Hoca ve Hüseyin Abbas’tan sonra bağımsız hareketin üç mimarından biri olarak tarihe geçti.

Masonların güdümünde olan ve içinde pek çok mason milletvekili de bulunan Adalet Partisi’nden ayrılan Akmumcu, Demirel’in memleketi Isparta’dan milletvekili oldu ve masonlara ve Demirel’e karşı dik duruşuyla takdir topladı.

Demirel’in yönlendirmesiyle Isparta’dan gelen yoğun baskı ve tehditlere boyun eğmeyen Akmumcu, o dönemde dik duruşunu muhafaza etti ve masonların güdümünde olduğunu düşündüğü Adalet Partisi’nden istifa ederek, Erbakan Hoca’nın yanında yer aldı.


Bediüzzaman Said Nursi ile birlikteliği ve yaşadıkları…
milli, görüş,

Demirel’in çevresi tarafından neden tehdit edildi?

Adalet Partisindeki Mason milletvekilleriyle nasıl mücadele etti?

Masonların suikast girişiminden nasıl kurtuldu?

Erbakan Hoca’yla nasıl ve nerede karşılaştılar?

Milli Görüş’ün ilk partisi Milli Nizam Partisi’nin temelleri nerede ve nasıl atıldı?

Türkiye gündemine nasıl bakıyor?

Parti kapatma davasını nasıl değerlendirdi?

Gülen ve cemaati ile ilgili düşünceleri…

Emekli maaşını nerede değerlendiriyor?



Tüm bunlar ve daha bir çok sorunun cevaplarını arkadaşımız Yener Dönmez’le paylaşan Hüsamettin Akmumcu söyleşisini yarın habervaktim.com’da okuyabilirsiniz.

Yener Dönmez-habervaktim.com

2008-05-09 14:23:38

İşte İnsani Yardım Vakfı İHH’nın her yerdeki iyilik hareketi:

insani Yardım Vakfı İHH, Türkiye’nin yanı sıra Darfur, Filistin, Etiyopya’da muhtaçlara yardım elini uzatıyor. İHH, gönüllülerinin teslim ettiği emanetleri yerine ulaştırıyor.İşte İnsani Yardım Vakfı İHH’nın her yerdeki iyilik hareketi:

AĞRI'DA 44 YOKSUL AİLEYE YARDIM
Ağrı'da 44 ihtiyaç sahibi aileye gıda yardımı yaptık. Ekiplerimiz içinde yağ, şeker, bakliyat ve kahvaltılık malzeme bulunan gıda paketlerini ailelere teslim etti. Ağrı'da ayrıca yetimler yararına bir program düzenlendi. Yetimlere kıyafet başta olmak üzere çeşitli hediyeler verildi.

SUDAN DARFUR'DA 3 SU KUYUSU AÇILDI
İHH İnsani Yardım Vakfı, Afrika ülkesi Sudan'ın Darfur bölgesinde 3 su kuyusu daha açtı. Darfur – Niyala bölgesi Ammar Cedid ile Seyako bölgesinde açılan su kuyularından toplam 6 bin kişi istifade edecek. Su problemleri çözüldüğü için oldukça mutlu olan bölge halkı, hayırsever Türkiye halkına teşekkür etti.

FİLİSTİNLİ YARALILARIN TEDAVİSİ SÜRÜYOR
Tedavi edilmek için ülkemize getirilen 59 Filistinli yaralıdan 7'si şifa bulup ülkesine döndü. Geri kalan 52 yaralının ise tedavileri sürüyor. Pek çoğu ağır yaralı bulunan bu hastaların eski sağlıklı günlerine kavuşabilmeleri için bir biri ardına ameliyatlar yapıldı. Rutin sağlık hizmetlerinin yanı sıra söz konusu hastalara bugüne kadar 60'ya yakın büyük ameliyat gerçekleştirildi.

ETİYOPYA'DA 5 BİN 500 KİŞİYE SAĞLIK HİZMETİ
Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'ya 6 saat uzaklıkta bulunan Harrar Bölgesi'nin Erer Kasabası'nda yaşları 7 ile 17 arasında değişen 5 bin 500 kişiyi sağlık taramasından geçirdik. Sağlık taraması çerçevesinde hastalığı olanlara, 12 bin dolar tutarında ilaç dağıtımı da yapıldı.

habervaktim.com
2008-05-09 11:56:26
 
 

'AK Parti yüzde yüz kapatılır'

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen, "AK Parti ve kapatılma davası" başlıklı toplantıya katılan eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, AK Parti'nin yüzde 100 kapatılacağını söyledi.
 
Güzel, "Bir defa şunu bilin: AK Parti yüzde yüz kapatılır yüzde doksan dokuz değil. Bunlar enayi mi? Kapatır gibi yapacak kapatmayacak. Sonra AK Parti oyunun üzerine yüzde 20 koyup gelecek" dedi.

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen, "AK Parti ve kapatılma davası" başlıklı toplantıya eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel katıldı. Hasan Celal Güzel yaptığı konuşmada AK Parti hakkında açılan davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Parti'nin yüzde yüz kapatılacağını öne süren Güzel, "Bir defa şunu bilin: AK Parti yüzde yüz kapatılır yüzde doksan dokuz değil. Bunlar enayi mi? Kapatır gibi yapacak kapatmayacak. Sonra AK Parti oyunun üzerine yüzde 20 koyup gelecek" dedi.

Türkiye'nin buhranlı günlerden geçtiğine dikkat çeken Güzel, Türkiye'de gayri meşru güçlerin devleti ele geçirmeye çalıştığını ve böylelikle millete zorbalık yapıldığını savundu. AK Parti'nin kapatılma davasını da bu şekilde okumak gerektiğini söyleyen Güzel, "Bunu bir hukuki dava şeklinde mütalaa etmek çok büyük bir sapkınlıktır. Ne yazık ki siyasallaştırılmış yargı üzerinden bir dava açılmıştır. Esasında siyasetçiye daha önceki yıllarda da yapıldığı gibi haddi bildirilmek istenmiştir. Daha da önemlisi halka haddi bildirilmek istenmiştir" şeklinde konuştu.

Konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisi'ne de değinen Güzel, CHP despotizminin yıllardır devam ettiğini öne sürerek, Deniz Baykal için "ulusalcı şef" benzetmesinde bulundu. Güzel daha sonra sözlerine şöyle devam etti; "Sandıktan çıkamayan, halktan aslında şuur altında nefret eden bir despotizm. CHP'nin provokasyonuna maruz kalan TSK'nin içindeki darbeci unsurlar. Biz ordu milletiyiz, ordu bizim için peygamber ocağıdır. Ancak eğer vatan müdafaasındaysa kendi asli görevini yapıyorsa bu böyledir. Ancak halktan aldığı silahları halkın üstüne çeviriyorsa bir takım güçler, halkın üzerine tank yürütüyorsa artık meşrutiyetini kaybetmiş çeteden ibaret güçler haline gelmiştir. Onları yerden yere vurmak bizim hakkımız, hatta görevimizdir."

Türkiye'de darbe olması halinde ciddi bir ekonomik krizin de geleceğini söyleyen Güzel, Özal'ın ölümünden 2002 yılına gelinceye kadar geçen yılları kayıp yıllar olarak tanımladı. Kimseyi korkutmak istemediğini belirten Güzel, "Bir darbe arkasından ekonomik kriz getirir. Bu tip zorlamalar ekonomik kriz getirir. Katiyen korkutmak için söylemiyorum ama AK Parti'nin kapatılması halinde Türkiye'de son derece şiddetli bir kriz bekliyoruz." diye konuştu.

"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BİR DARBE İHTİMALİ VARDIR BUNUN İÇİN DE TANKIN ÜZERİNE ÇIKMAK GEREKİR. BEN TANKIN ÜZERİNE ÇIKACAĞIM"
Türkiye'nin gündeminde çok ciddi bir şekilde darbe tehlikesi olduğunu öne süren Güzel, Türkiye'nin globalleştiğini bu yüzden de "Darbe olmaz" diyenlerin yanıldığını savundu. Güzel, darbe olması halinde de tankların üzerine çıkmaya hazır olduğunu ifade etti. Türk halkının darbecilere kolay kolay teslim olmayacağına vurgu yapan Güzel, "Bilsinler ki darbeciler, bu defa Türk halkı kolay teslim olmayacaktır. 1960'daki halk şimdi yoktur. Herkes ayağını ona göre denk almalıdır. Türkiye'de bu saatten sonra darbe olması demek, Türkiye'nin bölünmesi demektir. Bunu herkes bilsin, onun için herkes aklını başına toplamalı ve hesabı ona göre yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.

Recep Tayyip Erdoğan'ın kapatılma ile ilgili olarak Eski Başbakan Necmettin Erbakan gibi davranmayacağını da sözlerine ekleyen Güzel, "Ben Erdoğan'ı tanıma fırsatı buldum. Erdoğan'ın Erbakan gibi yapacağını zannetmiyorum. Yapacaksa yuh olsun. Hiç zannetmiyorum teslim olacağını." şeklinde konuştu.

Konuşmasının ardından Güzel, ASKON'un bünyesine yeni katılan firmaların sahiplerine rozet taktı.
2008-05-09 10:23:58
 
Yorum Sayısı : 18
 
2008-05-09 14:14:15
kalp(!)_eren_66'ya cevap
Biz de bu tarzanca yorumundan dolayı "kalp_eren_66"ya, âcil şifâlar dileriz.. Yüce ALLAH %100'lük taksîrâtını affetsin deriz!!!

2008-05-09 14:08:49
güzel!
Sn güzel sürekli olarak yüzde yüz kapanacak diyerek kapanmayı engellemek niyetindedir.art niyeti yoktur.cesaretli açıklamalarından dolayı da destek olmalı.özellikle de askerin görevi konusunda çok isabetli söylemiştir.

2008-05-09 14:08:41
Kendim ettim,kendim buldum..
Ak Parti'ye ilk 5 yıllık icraatında kimde bir şey dedi mi?Hayır.Problem nerde başladı?Üniversitelerin kapılarını türbana açmak için anayasa değişikliği yaptıklarında.Cumhuriyet Başsavcısı'nın uyarılarına rağmen.Ders aldılar mı?Hayır.Savunmalarında ''Üniversitelerin kapılarını türbana açacağız''diyorlar.Yani kapatırsan kapat diye Anayasa Mahkemesine meydan okuyorlar.Mahkeme kapatmasın da ne yapsın. vakit

Arkadaşına Gönder Haberi Yazdır Alexa Toolbar
 

Özel fotoğrafçısının vizöründen Atatürk

Albüm, Atatürk’ün 8 sene aradan sonra İstanbul’a gelişini ve karşılama törenlerini anlatıyor

Maçka Mezat, 10 Mayıs Cumartesi günü düzenleyeceği İlkbahar Müzayedesi’nde çok özel bir fotoğraf albümünü satışa sunuyor. Atatürk’ün özel fotoğrafçısı Jean Weinberg’in çektiği 88 fotoğraftan oluşan albüm açıkarttırmaya çıkarılacak.

ALBÜMÜN ÖYKÜSÜ

Mütareke yıllarında İstanbul’dan çıkan Atatürk, 8 sene aradan sonra tekrar İstanbul’a gelir. 1 Temmuz 1907’de, yanında yakın arkadaşları Kılıç Ali, Selim Bozok, Sabiha Gökçen ile birlikte Ankara’dan trenle İzmir’e, oradan da Ertuğrul Yatı’yla Boğaz’a gider. İstanbul halkı bu karşılamaya günler öncesinden hazırlanmıştır.



Atatürk ve arkadaşlarının bulunduğu Hamidiye Zırhlısı, torpide gemileri ve top atışları eşliğinde Boğaz’a girer. Bu gezinti, saatler sürer... Adalar üzerinden Dolmabahçe’ye gelirler. Dolmabahçe’de onları kızkardeşi Makbule Hanım karşılar. Makbule Hanım sarayın kapısındadır. Günün devamında, denizde ve karada fener alayları düzenlenir. Bu müthiş bir karşılamadır. Ve Weinberg her dakikasını fotoğraflarıyla ölümsüzleşt

Bana Etiler Ulus’taki bu evi alın TMSF ile probleminizi çözeyim

004 yılında TMSF Kurul Üyeliği yapan Hasan İncekara, TMSF ile sorunu olan bir büyük holdingin üst yöneticisi ile rüşvet pazarlığı yaptı ve kuruldaki işlerini halletme vaadi ile Etiler Ulus’ta lüks daire istedi. Konu TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün kulağına gitti. Ertürk, söz konusu holding yöneticisini çağırıp “Doğru mu?” diye sordu. Holdingin üst yöneticisi, daire pazarlığı ile ilgili olarak “Maalesef doğru” dedi

Ertürk, önce bağlı bulunduğu dönemin Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’e çıkıp “İncekara’yı görevden alın” dedi. Sonuç alamayınca durumu Başbakan’a iletti. İncekara DPT’de bir başka göreve kaydırıldı. İncekara ile ilgili Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı imzası ile Ertürk’e gelen bir zarfta da İncekara’nın teknik takibe alınan Erol Evcil ile akçeli pazarlıklar yaptığı telefon görüşmeleri çıktı.


Ankara’ya çok sık gelmiyorum ama her geldiğimde de çok ilginç şeyler duyuyor, öğreniyorum. Bu kez de TMSF’deki ilginç rüşvet olayını dinledim. TMSF, faaliyetlerini devraldığı bankaların alacak tahsillerindeki uygulamaları ile yıllardır gündemde. Uygulamaları hep ses getirmiştir. Hortum adı verilen bazı uygulamalar kamuoyunda destek bulmuş, bazı uygulamaları hukuki zorlama olarak yorumlansa da kamu alacağının tahsili adı altında kamuoyu desteğini arkasına almaya devam etmiştir. TMSF’nin birçok uygulamalarını kamuoyu yakından takip etmiş, kimi uygulamaları ise gün ışığına çıkmadan kapalı kapılar arkasında kalmayı başarmıştır.

Olaya yakından tanık olan Başbakanlık’taki üst düzey bir yetkiliden edindiğim bir bilgi: TMSF’de kapalı kapılar ardında gizemini koruyan çok önemli bir konuyu bugün siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum. TMSF Fon Kurulu’na TMSF’nin bağlı olduğu Bakan Abdullatif Şener’in kontenjanından Şener’in danışmanlığını yapan Hasan İncekara atanıyor. Atanma şartlarını taşıyor. Ancak İncekara’nın Başbakan Yardımcısı Danışmanı sıfatı, Kurul Üyesi ünvanı ile birleşince gücüne güç katıyor. Kendisini böyle güçlü hisseden Hasan İncekara, TMSF ile işi olan bazı önemli işadamlarına işi çözebileceği yolunda el altından haber gönderiyor. Fon Kurulu’nda bankacılıktan anlayan tek üyenin kendisi olduğunu, dolayısıyla Kurul’da ne derse kararın öyle çıkacağını söyleyerek kendisini pazarlıyor. İncekara, bununla da yetinmiyor ve Fon ile önemli sorunu olan bir holdingin tepe yöneticisine de haber gönderiyor ve işlerini çözmek istediğini belirterek tepe yönetici ile baş başa görüşmek istiyor. Holdingin tepe yöneticisi çaresiz Fon’un bu güçlü ismi ile buluşmak zorunda kalıyor. TMSF Kurul üyesi Hasan İncekara, holdingin tepe yöneticisini yanına alarak Etiler Ulus’ta çok pahalı bir binanın önüne gidiyor. “Bana bu binanın şu dairesini, size vereceğim şu isim adına alacaksınız, ben de sizin TMSF gündeminde bulunan işlerinizi halledeceğim” diyor. ‘Almazsanız da başınıza geleceği tahmin edersiniz’ diye aba altından sopa göstermeyi ihmal etmiyor. (Bu konuda hangi binanın, hangi dairesinin alınacağı tapuda kimin adının olacağı bilgisi bende saklı, gerektiğinde bunu da açıklayabilirim.) Tepe yönetici şaşkın, ne yapacağını bilemiyor. Eveliyor, geveliyor, “bakalım” diyor. İncekara, o kadar gözü dönmüş ki bu olayı yakın çevresine de aktarmada behis görmüyor. Konu iyiden iyiye dilleniyor. Konu birkaç kanaldan TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün kulağına da geliyor. Ertürk önce inanmıyor, iftira atıldığını düşünüyor. Ertürk, adı geçen holdingin tepe yöneticisini makamına çağırıp bu olayın doğru olup olmadığını soruyor. Tepe yöneticisi “Maalesef doğru” diyor. Ahmet Ertürk bir iki toplantıda o holding ile ilgili ortaya zarf atarak emin olmak istiyor. Bizim anlı şanlı Kurul üyemiz hemen zarfı alıyor. Ertürk, bunu bir iki kez tekrarlayarak teyit edince, durumu bağlı olduğu ve aynı zamanda bu kişinin daha önce danışmanı olarak görev yaptığı Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener’e aktararak bu kişinin görevden alınmasını öneriyor. Bakan Şener, “İyi almasına alalım da şimdi zamanı değil. Siz o holding ile ilgili kararlarınız alın, onun da imzası olsun. Ayrıca bu kişi benim seçim bölgem Sivas için şu anda bana lazım. Bu olay biraz yatışsın sonra alırız” diyor.


Ya o ya ben noktasında

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk artık kurulda huzursuzdur. Toplantılarda söz alıp konuşan üyesi İncekara’nın tüm önerilerini kuşku ile takip ediyor. Ancak, Kurul üyesi İncekara hiçbir şeye aldırmadan pervasızca önerilerine devam ediyor. Başkan Ertürk, birkaç kez daha Başbakan Yardımcısı Şener’in kapısını çalıyor, ancak sonuç alamıyor. Ertürk öyle bir noktaya geliyor ki ya bu üye gidecek, ya da kendisi başkanlıktan ayrılacak. Bu kararı kafasında olgunlaştıran Ertürk, Başbakan Erdoğan’ın kapısını çalıyor. “Sayın Başbakanım, bu arkadaş ile şöyle sorunlar yaşıyorum. Bu arkadaşın bu işlerini duymayan kalmadı. Kurumun adı gereksiz yere suistimallerle gündeme gelecek, Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener’e aktardım, ancak sonuç alamadım” diyor. Başbakan Erdoğan, kulaklarına inanamıyor. Köpürüyor ve gerekenin yapılacağını söyleyerek Ertürk’ü İstanbul’a gönderiyor.

Akçeli pazarlıklar yapıyor

Ahmet Ertürk İstanbul döner dönmez kuruma gidiyor. Özel Kalem Müdürü kendisine Emniyet Genel Müdürlüğü’nden özel kurye ile gelen kırmızı mühürlü bir zarfı uzatıyor. Ertürk heyecanla zarfı açıyor, aman Allahım o da ne? İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı imzalı yazıda, “Fon Kurulu üyeniz Hasan İncekara, teknik takibe alınan Erol Evcil ile çeşitli kere yaptığı görüşmeler bizim takibimize takılmış. Bu görüşmede Kurul üyeniz İncekara, Fondaki işleri çözmek için akçeli pazarlıklar yapıyor haberiniz olsun” deniliyor. Ahmet Ertürk bu zarfı alarak tekrar Başbakanlık yolunu tutuyor. Konuyu Başbakan Erdoğan’a aktarıyor. Başbakan Erdoğan, “Görevden hemen alın” talimatını veriyor. İncekara Şener’in makamına davet edilip, istifası isteniyor. Ancak İncekara istifaya yanaşmıyor. İşe girerken elinden alınan boş istifa dilekçesinin işleme konulacağı söyleniyor. İncekara soluğu noterde alıyor ve daha önce vermiş olduğu boş istifa dilekçesinin hükmü olmadığı yolunda ihtar çekiyor. Ancak Başbakan Erdoğan’ın görevden alın kararı üzerine kendisi ile bir pazarlık daha yapılıyor. İncekara “Beni ancak başka bir göreve atarsanız kabul ederim” diyor. DPT de bir göreve atanması konusunda razı ediliyor ve TMSF görevinden alınıyor. İncekara şu an hangi kurumda ne iş yapıyor diye araştırmadım. Araştırmak da istemem.  vatan
Yazarımızın Tüm Yazıları İçin Tıklayınız...

Kraliçeye özel türban

Kraliçesi II. Elizabeth’in ziyareti öncesinde Hayrünnisa Gül, ünlü modacı Dilek Hanif’e özel kıyafetler ve şapka formlu türban hazırlatıyor

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in Türkiye ziyaretine yönelik hazırlıklar sürüyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, ünlü modacı Dilek Hanif’e özel kıyafetler ve şapka formlu türban hazırlatıyor

Akşam gazetesinin haberi göre; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi First Lady Hayrünnisa Gül, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in ziyaretine hazırlanıyor.

13-16 Mayıs’ta Türkiye’ye gelecek Kraliçe II. Elizabeth, Türkiye’deki protokolü de alarma geçirdi. Çankaya Köşkü, bu yüksek profilli ziyaret için protokol kurallarından, giyilecek elbiselere kadar her konuda detaylı bir hazırlık yapıyor.

First Lady Hayrünnisa Hanım, 29 Ekim Resepsiyonu’nda olduğu gibi bu ziyaret için de ünlü modacı Dilek Hanif ile anlaştı ve bir dizi kıyafet siparişi verdi. Dilek Hanif, frakvari bir kıyafet ve şapka-bone karışımı özel bir

türban diktiği Hayrünnisa Hanım’ı geleneksel çizgisinin dışına çıkarmıştı.

ORGANZE VE SATEN TERCİHİ

İngiltere Kraliçesi’nin ziyareti için de Hayrünnisa Hanım’a özel bir tasarım yapan Dilek Hanım’ın yine şapka-bone karışımı özel bir türban formu diktiği öğrenildi. Ünlü modacının, İngiliz Kraliyet Ailesi’nin protokol kurallarını da dikkate alarak, tasarımlarında organze kumaş ve saten kullandığı ifade ediliyor.

Edinilen bilgiye göre, Hanif imzalı takım, etekleri hafif açılan uzun bir elbise ve kısa ceketten oluşuyor, ancak diğer ayrıntılar sır gibi saklanıyor.

Türk motiflerinden izler taşıyacak

HAYRÜNNİSA Gül, kıyafetlerinin bir bölümünü de daha önce olduğu gibi yine Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’ne sipariş etti. Gül’ün kızı Kübra Gül’ün de gelinliğini hazırlayan enstitünün yetkilileri, kıyafetlerin Türk motiflerinden izler taşıyacağını söyledi.

KRALİÇE ŞEREFİNE SÜRPRİZ DEFİLE

Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, Kraliçe Elizabeth şerefine bir de defile düzenleyecek. Defilede 1961 yılında Cemal Gürsel’in davetlisi olarak Türkiye’ye gelen Kraliçe’ye hediye edilen elbisenin benzeri sergilenecek. Öte yandan Kraliçe’nin gardırobundan sorumlu kişinin, iki hafta önce Türkiye’ye gelip enstitüyü ziyaret ettiği ortaya çıktı. Sorumlu, tasarlanan kıyafetlerin kraliçenin tarzına çok benzediğini söyledi.   vatan



Pes artık!

Vakit’e göre, tecavüzün ispatı için 4 şahit şart

Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in 14 yaşındaki bir çocuğa cinsel istismar suçlamasıyla tutuklanması konusunu son olarak bu gazetenin yazarlarından Duran Kömürcü de ele aldı.

Kömürcü, bu konuda şu görüşleri ortaya koydu:

“Bugün de Hüseyin Üzmez’e yöneltilen isnattan dolayı bütün Müslümanlar üzülmektedir. Çünkü günahın ispatını Allah: “Bir de dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Mademki bu şahitleri getirmediler. O halde onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendileridir” (Nur Suresi 13) buyurarak, dört şahitle tespit edilmeyen zina suçlamasına yalancı olarak beyan etmektedir.

Kömürcü ekliyor:

“Müfterilerin eline bir koz geçmiştir. Suçu işleyen(!) Hüseyin Üzmez değil de, bütün Müslümanlara mal edilerek inananlara yüklenmektedir. Bir suç işlenmişse o işleyene aittir.

Beşerdir hata yapabilir. İslami bir düzen olmadığına göre suç sabit olursa tövbeye davet edilir. Suç İslam’a göre tahakkuk eder, cezası da İslam’a göredir”

Üzmez’in suçunun mahkeme tarafından kanıtlanması halinde, Türkiye’de İslami bir düzen olmadığına göre tövbe ederek kurtulması işten değil. Zaten tecavüz olaylarında 4 şahit bulunabilmesi de güç. Ancak hâkimin bu teorilere itibar etmesi ihtimali pek yüksek gözükmüyor. vatan