Akıllı elektronik sayaçlar doğru kullanıldığında tasarruf maksimum düzeye çıkıyor. İşte yapmanız gerekenler..
Elektriğe
gelen zamlarla beraber vatandaşlar elektrik faturalarını azaltmak için
tasarrufun yollarını aramaya başladı. Hâlbuki herhangi bir kısıtlamaya
gitmeden elektriği daha ucuza kullanmanın çok kolay yolu var.
Elektrik
dağıtım şirketleri meskenlerin sayaçlarını yenileyerek akıllı
elektronik sayaç bağlıyorlar. Boğaziçi Elektrik Basın ve Halkla
İlişkiler sorumlusu Adnan Doğan’dan aldığımız bilgiye göre bağlanan
akıllı elektronik sayaçlar 3 zaman dilimi ve 2 çeşit tarifeye göre
çalışıyorlar. Tarife isimleri ise normal ve puantlı tarife olarak ikiye
ayrılıyor. Doğan gün içinde 06.00 – 17.00 / 17.00 – 22.00 / 22.00 –
06.00 saatleri arasında elektrik birim fiyatlarını tarifeye göre
ayarlayabilen akıllı sayaçlardan abonelerin tasarruf elde edebileceğini
belirtti.
Ancak bu durumdan vatandaşların bilgisi yok. Akıllı
sayaç takıldığında otomatik olarak saat dilimlerine göre tasarruf
sağlandığını biliyorlar. Tarifelerden yararlanmak için bağlı
bulunduğunuz elektrik idaresine dilekçe vererek başvuruda
bulunabiliyorsunuz.
Son gelen zamdan etkilenmeden önce normal
tarifede herhangi bir başvuruda bulunulmaya gerek kalmadan elektrik
birim fiyatını tüm vergiler dahil 228 Ykr üzerinden kullanabiliyor.
İşte puantlı tarifenin tüm vergiler dâhil birim fiyatları
06.00 – 17.00 saatleri arasında 215 Ykr
17.00 – 22.00 saatleri arasında 343 Ykr
22.00 – 06.00 saatleri arasında 123 Ykr olarak belirlenmiş.
(HABERTURK),,kaynak,vatan
BD'den şok adım! |
ABD'de ayakta kalan son iki büyük yatırım bankası da statülerini değiştirdi ve mevduat toplama kararı aldı
Amerikan
yatırım bankalarından Goldman Sachs ve Morgan Stanley, finans krizinden
daha az etkilenmek ve ABD Hükümeti’nin hazırladığı 700 milyar dolar
tutarındaki yardımdan yararlanmak için yatırım bankası statülerinden
vazgeçerek mevduat bankasına dönüştü. ABD Merkez Bankası’nın (FED) iki
yatırım bankasını kendi denetimi altında çalışan bankacılık holding
şirketlerine dönüştüren kararı onaylandı. Bundan böyle iki banka
eskisine göre çok daha sıkı denetim altında çalışacak.
Böylece
20 yıldan uzun bir süredir Wall Street’te egemen olan yatırım
bankacılığı modeli de gerçek anlamda ortadan kalkmış oldu.
FED’in
denetimi karşılığında ise Goldman Sachs ve Morgan Stanley’in FED’in
sunduğu fonlara erişimi ve bireysel bankacılık şirketlerini almaları
daha kolay olacak.
Geleneksel yatırım bankası olmaktan çıkan
iki banka, mevduat toplayıp perakende bankacılık alanında faaliyet
gösterebilecek. Sermaye artırımını kolaylaştıran bu yeni model
sayesinde, her iki banka da kredi alıp verebilecek. Bu kararın ardından
Morgan Stanley’in birleşme görüşmelerinin donması bekleniyor. Wachovia
ile birleşme çabaları analistler tarafından sağlıksız bir yapı
oluşacağı gerekçesiyle eleştiriliyordu.,,kaynak,,vatan
Greenspan, Ladin gibi
Jones
Day hukuk bürosunun birleşmelerden sorumlu yöneticisi Chip McDonald
gelişmeleri, “Daha güvenli ve denetlenen bir sistem algısı yaratıyor.
Denetleme sistemini daha mantıklı kılıyor. Goldman Sachs ve Morgan
Stanley için olumlu olduğunu düşünüyorum” şeklinde yorumladı.
New
Jersey’de faaliyet gösteren Knight Equity Markets yöneticisi Peter
Kenny “Bu gelişmeler faaliyet gösteren büyük oyuncular için çok yeni ve
tekrarı olmayacak bir gelişme. Bu yüzden de piyasalar çok gergin” dedi.
Mart ayında çöken yatırım bankası Bear Stearns’ü JP Morgan, FED’in
desteğiyle almış, geçen hafta da Lehman Brothers iflasını açıklamış ve
Bank of America ise Merrill Lynch’i satın almıştı.
Avrupa’dan
bakıldığında ise yaşanan krizin ardında, çok fazla risk almak gibi
Anglo-Saxon hatalar var. En sert eleştiri ise İtalya Ekonomi Bakanı
Giulio Tremonti’den geldi: “Bir zamanların maestrosu Alan Greenspan’in
Bin Laden’den sonra ABD’ye en büyük zararı veren kişi olduğu
söylenebilir.”
Lehman’ın Asya birimi Nomura’nın
Japonya’nIn
en büyük aracı kurumu olan Nomura Holdings’in geçen hafta iflas eden
ABD’li yatırım bankası Lehman Brothers’ın Asya’daki operasyonlarını
satın almak için anlaşmaya vardığı bildirildi. Görüşmelere yakın
kaynaklara göre, Nomura bu anlaşma için toplam 525 milyon dolar
ödeyecek.
G7’den ABD’ye tam destek
DünyanIn önde
gelen ekonomik güçlerinin oluşturduğu, Sanayileşmiş Ülkeler Grubu (G7),
küresel finansal krize karşı ABD’nin planına tam destek verdi.
G7
üyesi ülkelerinin yetkilileri, dünya ekonomisini tehdit eden kredi
kriziyle ilgili ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını söyledi.
*
Geçen hafta batmaktan Bank of America’ya geçerek kurtulan yatırım
bankası Merrill Lynch, 1914 yılında kuruldu. 64 bin 200 çalışanı olan
Merrill’in varlıkları 1.020 trilyon dolar, pazar değeri ise 26.07
milyar dolar.
* ABD’nin en büyük yatırım bankası Goldman
Sachs’ın 30 bin 522 çalışanı bulunuyor. 1869 yılında Marcus Goldman
tarafından kurulan Goldman Sachs’ın toplam aktiflerinin büyüklüğü 1.2
trilyon dolara ulaşıyor.
* Yatırım bankası Morgan Stanley
ABD’deki Büyük Buhran sonrasında kuruldu. 1935’te kurulan Morgan
Stanley’in geçen yıl cirosu 84.12 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Morgan’da 45 bin kişi çalışıyor.
* Uluslararası piyasaları
batışıyla şaşkına uğratan Lehman Brothers, 1850’de Alman kökenli Henry,
Emanuel ve Mayer Lehman adlı 3 kardeş tarafından kuruldu. İflas
başvurusu yapmadan önce Lehman’da 26 bin kişi çalışıyordu.
*
Geçtiğimiz aylarda FED tarafından yapılan operasyonla JP Morgan’a
devredilen Bear Stearns, 1923’te kuruldu. Bear Stearns, 14 bin
çalışanıyla hisse başına toplam 236 milyon dolara JP Morgan bünyesine
geçti |
ABD’nİn
bankaların batık kredilerini devralacak planı ile Cuma günü tam
anlamıyla uçuşa geçen borsalar, dün yeniden düşüşe geçti. 700 milyar
dolarlık önlem paketinin ABD ekonomisini kötü etkileyeceğine yönelik
endişeler New York Borsası’nda Dow Jones Endeksi’nin güne yüzde 2’ye
yakın düşüşle başlamasına neden oldu. Dow Jones’taki hızlı düşüş Avrupa
borsalarında da kayıpları hızlandırdı. Fransa Borsası’nda düşüş yüzde
2’nin üzerine çıkarken Almanya Borsası yüzde 1.5’e dayandı.
Japonya’nın
en büyük bankası Mitsubishi Financial Group’un Lehman Brothers ve
AIG’den sonra sıradaki kurban olarak görülen Morgan Stanley’de yüzde
10-20 arası bir hisseyi almayı planladığını açıklaması borsalarda kısa
süreli yükselişlere neden oldu.
Avrupa borsalarındaki düşüşler
nedeniyle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) da dün yüzde 0.51
gerileyerek 36.163 puana indi.
ABD ekonomisine ilişkin
endişeler nedeniyle dolar hem içeride hem de dışarıda değer kaybetti.
Euro/dolar paritesinin 1.47’ye çıkmasının ardından dolar içeride de
1.2365 YTL’ye indi. Dolardaki düşüşle birlikte petrol de dün 109 dolara
kadar çıktı. Bu arada büyük merkez bankaları piyasalara dolar vermeye
devam ediyor. Piyasalara Avrupa Merkez Bankası 40, İsviçre Merkez
Bankası ise 10 milyar dolar verdi.
700 milyar dolarlık önlem paketi piyasalarda rahatlama yarattı
Büyük
Buhran’dan bu yana en ağır finansal krizle boğuşan ABD, batık kredileri
devralmak için hazırlanan 700 milyar dolarlık önlem paketini Kongre’ye
gönderdi. ABD Hazine Bakanı Henry Paulson önderliğinde hazırlanan
paket, geçtiğimiz hafta yerle bir olan tüm dünya piyasalarının rahat
bir nefes almasına neden oldu. Ancak yeni planla ilgili yanıt bekleyen
çok sayıda soru bulunuyor. ABD Başkanı George W. Bush’un, 700 milyar
dolarlık paketin başarısızlığa uğramasının Wall Street’in ötesinde
geniş sonuçlara neden olacağını söylemesi global ekonomilerin ne kadar
büyük bir sorunla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
İhaleler ne zaman yapılacak?
Bankaların
batık kredilerinin alınacağı ihalelerin ne zaman yapılacağı konusunda
belirsizlik devam ediyor. Kongre’den onay alınmasının ardından batık
kredileri devralacak RTC adlı şirketin kurulmasının Kasım ayında
yapılacak seçimler nedeniyle gecikebileceği ifade ediliyor. Ayrıca
karmaşık yapıdaki çok sayıda ürün için nasıl bir yöntem izleneceği de
soru işareti yaratıyor. Nobel ödüllü ekonomi profesörü Eric Maskin,
“Bundan önce bu büyüklükte bir uygulama görülmedi. Bu ihaleler mutlaka
yapılacak çünkü ABD’nin başka seçeneği yok” diyor.
İhalelerde nasıl bir yöntem uygulanacak?
Düzenlenecek
ihalelerde bankaların batık kredilerini yüksek fiyattan satmak
isteyecekleri, ABD Hükümeti’nin ise vergi mükelleflerine daha az yük
getirmek için batık kredileri düşük fiyattan almak isteyeceği
söyleniyor. Hükümetin batık kredileri ucuza alarak piyasalardaki
dalgalanmalara da müdahale edebilecek gücü kasasında tutmak
isteyebileceği ifade ediliyor.
Global piyasalarda ülkeler için
bu tür ihalelerin oluşturulmasında aktif rol oynayan University of
Maryland profesörlerinden Peter Cramton, ihalelerin “hedef fiyat
belirleme” yöntemiyle yapılabileceğini söylüyor. Yani hükümet açacağı
ihaleler öncesinde bir hedef fiyat belirliyor ve bankalar bu hedefe
göre tekliflerini oluşturuyor.
Batık kredilerin fiyatı nasıl belirlenecek?
Geçen
hafta iflastan kurtulmak için Bank of America’ya satılan Merrill Lynch,
Temmuz ayında 30.6 milyar dolarlık yeniden yapılandırılmış borçlarını
sattı. Merrill Lynch, bu satışı her 1 dolarlık borcu için 22 sent
karşılığında gerçekleştirdi. Eğer Citigroup, Merrill Lynch’in borç
satışındaki fiyatını baz alsaydı ikinci çeyrekte 7 milyar dolarlık
zarar yazmak zorunda kalacaktı. Dolayısıyla satın alınacak batık
kredilerin fiyatının nasıl belirleneceği merakla bekleniyor. İhalelerin
“hedef fiyat belirleme” yöntemine göre yapılması halinde, satıcılar ilk
fiyatı söyleyecek ancak çok sayıda satıcının bulunma durumunda hükümet
daha düşük fiyattan batıkları almak isteyebilecek.
Plan sorunları çözecek mi?
Batık
kredileri temizleme planı piyasalarda ilk aşamada sevinçle karşılandı.
Ancak planın dev bankaların sorunlarını kökten temizleyeceği anlamına
gelmiyor. Bankalar batıklarını yüksek fiyattan satmak isteyecekler.
Ancak batıkların miktarının dev boyutlarda olması hükümetin batıkları
daha düşük fiyattan alma konusunda avantajlı olduğunu gösteriyor.
Ayrıca batık kredilerin devredilmesiyle elde edilecek nakitin
bankaların sermaye ihtiyacını karşılayacak boyutta olmayacağı
belirtiliyor. Dolayısıyla bankacılıktaki sermaye eksikliği yeni plana
rağmen devam edecek. Bu da bankacılıkta birleşme-satın almaların
önümüzdeki dönemde de süreceği anlamına geliyor. Ayrıca plana hedge
fonların dahil olmaması da tedirginliğe neden oluyor.,kaynak,,vatan
50 yıllık nükleer macerasında son ihale kriz belirsizliğinde yapılacak
Nükleer
enerji macerası 1960’ta başlayan Türkiye, dünyanın finansal bir krizle
sallandığı dönemde yeni bir ihaleye çıkıyor. Yarın yapılacak ihale için
firmaların erteleme talebi kabul edilmedi.
Yaklaşık 50 yıl önce
nükleer enerji konusunda çalışmaya başlamasına rağmen nükleer santral
ihaleleri 3 kez başarısızlıkla sonuçlanan Türkiye, yarışma şeklindeki
dördüncü ihaleye yarın çıkacak. Enerji Bakanlığı’nın 24 Eylül’de
yapacağı nükleer santral ihalesi için şartname alan şirketler, küresel
dalga ortamında kredi bulma sorunu yaşandığını ve garantilerin yeterli
olmadığını belirtiyor.
Erteleme talebine red
Türkiye
Elektrik Ticaret Anonim Şirketi (TETAŞ) Genel Müdürü Hacı Duran
Gökkaya, küresel finansal kriz nedeniyle şartname dosyası alan bazı
firmaların yarışmanın ertelenmesi talebinde bulunduğunu belirtirken,
“Yarışmada herhangi bir erteleme olmayacak” dedi.
Türkiye
nükleer santral yapımı konusunda son virajı dönmek üzere. Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı TETAŞ tarafından çıkılan nükleer
santral ihalesinde geri sayım başladı.
Mersin-Akkuyu’da
kurulması planlanan Türkiye’nin ilk nükleer santral inşaatı için geçen
Mart ayında açılan yarışma çerçevesinde son teklifler 24 Eylül Çarşamba
günü alınacak ve aynı gün teklifler açılacak.
İhaleyi, alım garantisinin bulunduğu 15 yıl boyunca devlete satacağı elektrik için en ucuz fiyatı verecek firma kazanacak.
Nükleer
santralın 3 bin megavat (MW) gücünde olması durumunda 5-6, 5 bin MW
gücünde olması durumunda 10-11 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu
olacağı belirtiliyor.,,kaynak,,vatan
GYODER Başkanı Cumurcu, global kriz nedeniyle ekonomide durgunluk olacağını belirtti
Global
finansal kriz son yıllarda büyük bir patlama yaşayan gayrimenkul
sektörünü olumsuz etkileyecek. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği
(GYODER) Başkanı Bekir Cumurcu, küresel finansal krizin etkileri
nedeniyle Türkiye’de bir durgunluk olacağını kaydederek, kısa ve orta
vadede gayrimenkul sektöründe bir canlılık beklemediklerini, canlılığın
en erken 2010’da başlayacağını açıkladı.
Cumurcu, dış
piyasalardaki krizin baş döndürücü bir hızla devam ettiğini belirterek,
uluslararası krizin oluşum sebeplerinin, uzun vadeli ipotekli
kredilerin kalitesizliği sorununun Türkiye’de bulunmadığını söyledi.
ABD’de
bankaların, likidite bolluğundan dolayı kredibilitesine bakmaksızın çok
yüksek fiyatlı konutlara kredi musluklarını açtığını ve bu balonun
“söndüğünü” belirten Cumurcu, “Türkiye’de böyle sorunumuz yok. Böyle
bir kalitesizlik sorunu da bulunmuyor. Ancak bu durum, global
büyümedeki yavaşlama ve likidite sıkıntısından dolayı Türkiye’nin
büyüme hızının ve tüketim harcamalarının yavaşlamasına, ihracat
düşüşlerine neden olacak” dedi.
Bekir Cumurcu, söz konusu yavaşlama ve düşüşün orta vadede Türkiye’de bir durgunluğa neden olacağını savundu.
Yabancı sermaye azalacak
Cumurcu,
Türkiye’ye gelen yabancı sermaye miktarının önemli miktarda
azalacağını, portföy yatırımlarında ilave girişten bahsetmenin zor
olduğunu ve çıkış riskiyle karşı karşıya bulunulduğunu savunarak, şöyle
devam etti:
“Bunlar, uluslararası piyasaların nasıl
gelişeceğine bağlı. Yabancı sermayenin risk iştahı azalacağı için
özelleştirme takviminin de beklendiği hızda olmaması mümkün.
Dolayısıyla cari açığın finansmanında da sorunlarla karşı karşıya
kalacağız. Bu, gayrimenkul sektörünü doğrudan doğruya ilgilendiren bir
şey. Çünkü bizim önemli ölçüde yabancı sermaye beklentimiz vardı. Benim
o beklentim azaldı.”
2009’da canlılık olmaz
Bekir
Cumurcu, yabancı yatırımların yanı sıra, Türk halkının yatırımlarında
da düşüş beklediklerini, konut almak isteyen yerli yatırımcıların
harcamalarını kısacağını, bunun da talebi azaltacağını düşündüğünü
aktardı. Cumurcu, inşaat sektörünün “büyümenin motoru” olduğunu,
2009’da bu sektörde iyileşme, düzelme beklemediğini, sektördeki
büyümenin azalacağını söyledi.
Cumurcu, kısa ve orta vadede
sektörde bir canlılık beklemediğini, gayrimenkulde canlılığın en erken
2010’da başlayacağını ifade etti.,,kaynak,,vatan
Garanti Bankası Genel Müdürü Özen, ABD’de banka
konsolidasyonlarının uzun süre devam edeceğini, kurtarma operasyonunun
maliyetinin ABD’de enflasyon yaratacağını, belirtti
Garanti
Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, ABD bankacılık sektöründe
konsolidasyonların uzun süre devam edeceğini söyledi. Özen, kurtarma
operasyonunun maliyetinin ABD’de enflasyon yaratacağını ve ABD Merkez
Bankası FED’in faizleri artırmak zorunda kalacağını belirtti. Özen,
ABD’deki mali krizin etkilerinin Türkiye’de de hissedileceğini, bu
çerçevede büyümenin ivme kaybedeceğini ve bankaların aktiflerinin eski
hızında büyüyemeyeceğini söyledi. Türk bankacılık sisteminin krizi çok
iyi yönettiğini vurgulayan Özen, şunları söyledi:
Büyüme oranı düşebilir
“Sermaye
piyasalarında büyük uzun vadeli borçlanma yapmak zor, maliyetler
inanılmaz. Borçlanma yapsanız bile o parayı burada kime satacaksınız?
Sendikasyon kredilerinde maliyetler artacak. Hem maliyetler yüksek hem
de borçlanma yapıp yapmama riskimiz önümüzdeki 1 yılda duruyor. Vadesi
gelen sendikasyonlarda maliyet artışı olacak bu çok net görünüyor.
ABD’de bankacılık sektöründe bol likidite olmayacak. Çok dikkat etmemiz
gerekiyor likiditeyi iyi yönetmemiz, ayağımızı yorganımıza göre
uzatmamız gerekiyor. Büyüme ivmesinde bir kayıp olacaktır. Bu yıl yüzde
4’lerin altı söz konusu olabilir seneye yüzde 3’lere doğru
gerileyebilir.”
Cari açıkta zorlanabiliriz
CNBC-e’nin
sorularını yanıtlayan Özen, mevcut koşullar altında Türk bankalarının
kredi verme iştahında azalma olup olmadığı konusunda, “Değişiklik
olmamasına imkan yok, kredilerde düşüş olacaktır. Bu kalem eskisi gibi
hızla artmaz. Türkiye’de işi çok iyi yönetmemiz lazım. Büyümede ivme
düşecek, bankacılık sektörünün aktifleri eskisi kadar hızlı
büyümeyecektir” dedi.
Ergun Özen, Türk bankalarının önümüzdeki günlerde çevre ülkelerde ucuza bankalar bulabileceğini ifade etti.
Türkiye
için cari açığın ’inanılmaz’ önem kazandığına da dikkat çeken Ergun
Özen, şöyle devam etti: “ABD’de faizlerin yükselmesi fonların büyük
kısmını çekecek. Cari açığı finanse etmekte zorlanabiliriz. İthalata
bağımlılığı azaltmak lazım. Sıkı para ve maliye politikası son derece
önem kazanıyor. Türkiye istikrarlı, bunu bozmamamız lazım.”
TL’de kalmakta sakınca yok
FAİZ
indirimi çok büyük olmayacağı için ihtiyacı olanların şimdi bile ev
alımı yapabileceğini belirten Ergun Özen, yatırımcılara da tavsiyede
bulundu: “Faizde tekrar yüzde 1’lere inmemiz gecikecek. ABD’de kriz
oturmaya başladığı zaman Fed faizi yükseltmek zorunda. Tüketici
kredilerinde büyük faiz indirimi olacağını sanmıyorum. Türk Lirası’na
inanan biriyim. Bu faize kur dayanmaz son 7 yılda TL’ye parayı yatıran
her zaman kazandı. Paranın önemli kısmını TL’de tutmakta bir sakınca
görmüyorum.”
Merkez’den hızlı bir faiz indirimi beklemiyoruz
TÜRKİYE
ekonomisinin bir çıpaya ihtiyacı olduğunu kaydeden Ergun Özen, en
etkili çıpanın IMF olabileceğini belirtti. Global piyasalardaki
sorunların sürdüğü ortamda Merkez’in faizlerde hızlı bir indirime
gitmesini beklemediğini söyleyen Özen, “ABD’de bu sorunlar yatışınca
FED faiz yükseltmek zorunda kalacak, enflasyonu dizginlemek için.
ABD’de faiz hızlı yükselirse biz de faizleri hızlı indiremeyiz” dedi,,kaynak,,vatan
ABD'de yaşanan krizin vurduğu Avrupa'da önlemler için geç kalındığı görüşü hakim
Avrupa
ekonomisinin motoru kabul edilen Almanya, ABD’de patlak veren iflas
fırtınası ve mali krizden “aşırı zararlı” çıkmamak için çaba harcıyor.
Daha önce hep ABD ile yakın ilişkileri nedeniyle topa tutulan Başbakan
Angela Merkel’in, 700 milyar dolarlık “kurtarma paketi” hakkındaki
açıklamalarında Bush yönetimini eleştirmesi, “neoliberal cilanın
döküldüğü ve Atlantik’in iki yakasının birbirinden uzaklaşmaya
başladığı” yorumlarına güç verdi. Kurtarma paketi türünden önlemlerin
çok geç kaldığı görüşünü savunan Merkel, “Almanya’nın geçen yılki G 8
başkanlığı süresince de parasal işlemler, rating ajansları ve ‘hedge’
fonlara yönelik daha saydam bir ortam sağlanmasından yana çıktık. Ama
Anglosakson ülkeleri yeterince destek vermedi” dedi. Bush hükümetini
dolaylı olarak eleştiren Merkel, Washington’ın, katı ve inatçı
tutumuyla diğer sanayi ülkelerini de bu mali krizin içine çektiğini
savunarak şöyle konuştu:
“Avrupa’nın birçok ülkesi banka
sektöründe kredi işlemleri için sağlam garantiler gerektiren
düzenlemeler yaptı. ABD’nin de bunu destekleyeceğini düşünüyorduk. Bir
AB yönetmeliğini kendi ulusal hukukumuza uyguladık, hatta orta ölçekli
işletmelerin şikâyetlerini de sineye çektik. Ama o gün geldiğinde,
Amerikalılar, ‘biz yokuz’ dediler.”
Almanya Başbakanı, iç talebe
ve sanayi kurumlarına ağırlık verecekleri yolundaki sinyalleriyle
dikkat çekti. Bu arada SPD Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı
Joachim Poss, “Amerikalılar kendi beceriksizlikleri ve
küstahlıklarından Almanya’yı sorumlu tutamaz” dedi.
Öte yandan
Alman bankaları ve sigorta şirketlerinin, acil fonun olanaklarından
yararlanması için Berlin’in Washington nezdinde girişimlerde bulunduğu
ve olumlu sonuçlar aldığı belirlendi. (Cumhuriyet),kaynak,vatan
ANKA
Özelleştirme
Yüksek Kurulu (ÖYK), Başkent Elektrik Dağıtım’ın 1 milyar 225 milyon
dolar bedelle Hacı Ömer Sabancı Holding-Verbund-Enerjisa Ortak Girişim
Grubu’na satılmasına karar verdi.
ÖYK, Sakarya Elektrik
Dağıtım’ın da 600 milyon dolar bedelle Akenerji ile Çek
Cumhuriyeti’nden ortağı Cez’den oluşan Akcez Ortak Girişim Grubu’nun
devri için karar aldı.
ÖYK’nın 19 Eylül tarihli kararı Resmi
Gazete’de yayımlandı. Buna göre Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin
(TEDAŞ), Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.’deki yüzde 100 oranındaki
hissesinin, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından 1
Temmuz’da nihai pazarlık görüşmeleri yapılan ihalenin sonuçları dikkate
alınarak 1 milyar 225 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Hacı
Ömer Sabancı Holding A.Ş.-Österreichische Elektrizitatswirtschafts
Aktiengesellschaft (Verbund)-Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. Ortak Girişim
Grubu’na satılmasına karar verildi. Bu grubun sözleşmeyi imzalamaktan
imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde,
teminatının İdare lehine irat kaydedilmesi kararı alındı.
Sabancı
grubunun hakkını kaybetmesi halinde, 1 milyar 55 milyon dolar bedelle
ikinci teklifi veren Akcez Ortak Girişim Grubu’na satılmasına, Akcez
Ortak Girişim Grubu’nun sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya
diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, teminatının İdare
lehine irat kaydedilmesine karar verildi.
Bu grup da
yükümlülüklerini yerine getirmezse, 1 milyar 9 milyon doları bedelle
üçüncü teklifi veren Hema Endüstri A.Ş.’ne satış gerçekleştirilecek. Bu
şirket de yükümlülüklerini yerine getirmezse teminatı gelir kaydedilip
ihale iptal edilecek.
-SAKARYA AKCEZ’E DEVREDİLECEK-
Aynı
tarihli diğer bir ÖYK kararı ile TEDAŞ Sakarya Elektrik Dağıtım
A.Ş.’deki yüzde 100 oranındaki hissenin, ÖİB tarafından 1 Temmuz’da
nihai pazarlık görüşmeleri yapılan ihalenin sonuçları dikkate alınarak
600 milyon dolar bedelle en yüksek teklifi veren Akcez Ortak Girişim
Grubu’na satılması onaylandı. Akenerji ile Çek Cumhuriyeti’nden ortağı
Cez’den oluşan Akcez Ortak Girişim Grubu’nun sözleşmeyi imzalamaktan
imtina etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde,
teminatının gelir kaydedilmesine karar verildi.
Akcez devre dışı
kalırsa 583 milyon dolar bedelle ikinci teklifi veren Hacı Ömer Sabancı
Holding A.Ş.-Österreichische Elektrizitatswirtschafts
Aktiengesellschaft (Verbund)-Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. Ortak Girişim
Grubu’na satış yapılacak. Bu grubun sözleşmeyi imzalamaktan imtina
etmesi veya diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde, teminatı
gelir kaydedilecek ve ihale iptal edilecek,,kaynak,vatan
Trafik
Kanunu'nun değişimi amacıyla yasa taslağı hazırlandı. Trafikte kemer
takmamanın cezası 55 YTL'den 125 YTL'ye çıkıyor. Alkollü araç kullanan
ise, 750 YTL ceza ödeyecek..
İçişleri Bakanlığı, Karayolları
Trafik Kanunu'nu değiştirmek amacıyla 126 maddelik yasa taslağı
hazırladı. İşte taslakta öngörülen yeni uygulamalar:
*
BELEDİYELERE TRAFİK CEZASI KESME YETKİSİ: Belediyeler, yerleştirdiği
teknik cihazlarla, tespit ettiği kural ihlali dolayısıyla idari para
cezası vermeye yetkili olacak.
* EHLİYETLER DEĞİŞECEK: Sürücü
belgesi sınıfları ve bu sınıflar ile kullanılabilecek araçlar, BM
Viyana Karayolu Trafik Sözleşmesi ve AB mevzuatına göre düzenlenecek.
*
EHLİYETSİZ ARAÇ KULLANANA 1 YILA KADAR HAPİS: Sürücü belgesi olmaksızın
veya sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullanan kişi 1 yıla kadar
hapis istemiyle yargılanacak. Eskiden bu durumdakiler 1 aydan 2 aya
kadar hapis istemiyle yargılanıyordu. Araç kullanırken sürücü belgesini
yanında bulundurmayanlara 125 YTL idari para cezası verilecek.
HIZ SINIRLARI DÜZENLENDİ
*
BÖLÜNMÜŞ YOLDA HIZ SINIRI 110: Azami hız sınırları, eskiden, şehir içi
50 km., şehirlerarası tek şeritli karayolunda 90 km. ve otoyolda 120
km. idi. Bölünmüş yollarda hız limiti 110 km. olacak.
* CEZALAR
AĞIRLAŞACAK: Hız sınırları da yeniden düzenleniyor. Sınırları yüzde
10'dan yüzde 30'a kadar aşan sürücülere 125 YTL ceza kesilecek. Hız
sınırını yüzde 30'dan fazla aşan sürücülere 250 YTL idari para cezası
verilecek. Eskiden bu oran yüzde 50 idi. Hız sınırlarını bir yıl içinde
beş defa ihlal edenlerin ehliyetleri bir yıl süreyle geri alınacak.
*
ALKOLLÜYE DAHA AĞIR CEZA: 0.51 promil ile 1.00 promil arasında alkollü
olduğu tespit edilen sürücüye 500 YTL ceza verilecek ve sürücü belgesi
altı ay süreyle geri alınacak. 1.01 ile 1.25 promil arasında alkollü
olduğu tespit edilen sürücüye 750 YTL ceza verilip, sürücü belgesi bir
yıl süreyle geri alınacak. (SABAH),kaynak,vatan