Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Turkbil

Temmuz 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Temmuz 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

İddianame hukuk darbesi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dün Malatya AKP’yi eleştirdi

ANKARA- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, dün, Malatya’da Ergenokon iddianemesi ile ilgili olarak, “Sonra konuşuruz” diyerek açıklama yapmadı. Baykal, çok parayı da çok oyu taşımanın da kolay olmadığını belirterek, AKP’yi eleştirdi, “Millet sana destek verdi. Türkiye’yi kaynaştıramadın, huzur içerisinde yönetmenin yolunu bulamadın. Niye çünkü yüzde 47 oy bunları şımarttı” dedi.

Öte yandan iddianameyi inceleyen CHP’li milletvekilleri, yarın Genel Başkan Deniz Baykal’ın kuracağı bir komisyon aracılığıyla iddianamenin detaylarını ele alacaklar. İddianameye ilişkin dün görüş belirtmeyen Baykal’ın iddianamenin tümünü henüz okumadığı öğrenildi. Baykal’ın iddianamedeki kendisiyle ilgili bölümleri gülünç olarak değerlendirdiği kaydedilirken Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Süha Okay, “Bu bir iddianame değil hukuk darbesidir” değerlendirmesinde bulundu.

AKP'yi ipten Ecevit aldı

AKP'nin kapatılmaması 2001 yılında Anayasa’da yapılan düzenlemeyle mümkün oldu.

ANKA


Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunun AKP’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” şeklinde görüş birliğine karar vermesine karşın, partiyi kapatmaması 2001 yılında Anayasa’da yapılan düzenlemesiyle mümkün oldu.

Bülent Ecevit Başbakanlığındaki 57. Hükümet döneminde Anayasa’nın pek çok maddesinde yapılan değişikler sırasında parti kapatmaları zorlaştıran değişiklik de yapılmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatmalarla ilgili maddesinde nisap 6’dan 7 oya çıkarılmıştı. Söz konusu değişiklik, 3.10.2001 gün ve 4709’a 25 sayılı kanunla eklenen ek fıkra ile düzenlenmiş, Anayasa Mahkemesi’nin partileri odak gördüğü taktirde temelli kapatma yerine dava konusu fiillerin ağırlığına göre dava edilmesi söz konusu siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verilebilirliğine ve ayrıca nisabın da 6 oy yerine 7’ye çıkartmıştı.

AKP'de büyük sevinç

Anayasa Mahkemesi'nin kararı Meclis'te AKP'liler tarafından büyük sevinçle karşılandı. İşte o kareler

DHA


Anayasa Mahkemesi’nin AKP hakkındaki kapatma davasında verdiği karar Meclis’te iktidar kulisinde alkışlar ve “bravo" sesleri ile karşılandı. AKP milletvekilleri birbirini kutlarken gelen ilk değerlendirmeler de “hayırlı olsun" şeklinde oldu.



Anayasa Mahkemesi’nin kararı nedeniyle Meclis meraklı ve gergin bir bekleyişe sahne oldu.

Genel Kurul’un devam ettiği sırada saat 17.00’den itibaren milletvekilleri, açıklanacak kararı Meclis kulisinde televizyon izleyerek bekledi. Karar açıklanıncaya kadar milletvekilleri, davaya ilişkin son tahminlerini yaptılar. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın açıkladığı kararı, iktidar kulisinde AKP milletvekilleri alkışlayarak ve “bravo" sesleri ile karşıladılar.

Milletvekilleri karar nedeniyle birbirlerini kutlarken, milletvekillerinin telefonları da susmadı. Milletvekilleri ve bakanlardan karara gelen ilk değerlendirme ise “hayırlı olsun" şeklinde oldu.











AKP Sivas il teşkilatında karar sevinci

ANAYASA Mahkemesi'nin AKP'nin kapatılması ile ilgili kararı açıklama anını Sivas Teşkilatı nefeslerini tutarak izledi. Son ana kadar umutsuz görünen yönetici ve partililer, `Kapatılmama' kararının çıkmasıyla sevinçten havala zıpladı. Yöneticiler kararı birbirlerine sarılarak, alkışlayarak ve bağırarak kutladı.

Anayasa Mahkemesi'nin 3 gün süren görüşmeler sonrasında AKP ile ilgili kararını açıklayacağını duyurması üzerine Sivas Teşkilatı'nda nefesler tutuldu.



Parti il binasında toplanan AKP İlçe Başkanı Turan Topgül ile yöneticiler, kadın kolları yöneticileri ve partililer, açıklamayı büyük bir heyecan ve stres içerisinde bekledi. Anayasa Mahkemesi başkanı Haşim Kılıç'ın konuşmasından önce partinin kapatıldığı şeklinde bir izlenim edinen partililer, kararın kapatılmama yönünde çıktığının açıklamasıyla büylük bir sevinç yaşadı. Parti yöneticileri kararı alkışlarla, bağırarak ve birbirlerine sarılarak doyasıya kutladı. İlçe Başkanı Turan Topgül, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Ülkemiz kazanmıştır. Milletimiz kazanmıştır. Devletimiz kazanmıştır. Durmak yok yola devam. Başlangıçta yapılan konuşmadan partinin kapatıldığı şeklinde bir izlenim edinip umutsuzluğa sürüklenmiştik. Ancak kapatmama konusundaki karar bizleri sevince boğdu" dedi.



Yoğun tempo Erdoğan'ı yordu

Törende konuşma sırasını beklerken, uzun uzun gözlerini ovuşturdu. İşte o kareler...

DHA


TÜRKİYE'deki son gelişmelere bir de Güngören'deki bombalı saldırının eklenmesiyle daha da yoğun bir tempo içine giren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yorgunluğu, hareketlerine yansıdı. Dün iki ayrı tören için Adapazarı'na gelen Başbakan Erdoğan, akşam saatlerinde konuşma için sırasını beklerken, yorgun gözlerini uzun süre ovuşturdu.



Altay Milli Tank Projesi imza töreni için önce Otokar'a giden Başbakan Erdoğan, buradaki törenin ardından Sakarya Valiliği'ni ziyaret etti. Bu ziyaretin ardından belediyenin yaptığı hizmetlerin toplu açılışı için gideceği Kent Meydanı'nda çok sıkı önlemler alındı. Bir polis memuru, Başbakanın oturacağı koltuğun başında o gelene kadar nöbet tuttu. Havada sürekli bir helikopter dolaştı ve Erdoğan geldikten sonra da buradaki tüm cep telefonlarının sinyalleri kesildi.

Başbakan koltuğuna oturup diğer konuşmacıları dinlerken sürekli gözlerini ovuşturdu. Zaman zaman parmaklarını neredeyse gözlerinin içine sokarcasına ovuşturan Erdoğan'ın bu davranışı `son günlerdeki aşırı yoğun tempo nedeniyle yorgun düştüğü' yorumlarına neden oldu.

‘Herkesi kucaklayacağız’

Erdoğan ilk değerlendirmesinde önemli mesajlar verdi

ANKARA - Anayasa Mahkemesi’nin kararının açıklanmasının ardından parti genel merkezinde basın mensuplarına ve partililere hitap eden Erdoğan, kararla Türkiye’nin önünü kapatan büyük bir belirsizliğin ortadan kalktığını söyledi:

KRİZİ İYİ YÖNETTİK: Davanın açıldığı ilk günden itibaren yetkili kurullarımızda ortaya çıkan ortak akılla bu sıkıntılı süreci milletimize bedel ödetmeyecek şekilde yönettik. Davanın kamuoyunda yolaçtığı gelecek kaygıları ve belirsizliklerin siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçlarını en iyi şekilde idare ettik. AKP olarak bu süreci anayasal düzenimizin kuvvetler ayrılığına dayanan, parlamenter demokrasimizi ve en önemlisi toplumsal barışımızı güçlendirmek için bir fırsata dönüştürmeyi hedef olarak tayin ettik.

AKLI SELİMDEN AYRILMADIK: Milletimiz doğrudan etkilerine maruz kalacağı bu sonuçların yönetilmesini siyaset kurumundan beklemekteydi. Kamuoyunda çözüm üretme görevi siyaset kurumuna yüklenmekteydi. Ülkemiz için telafisi zor ağır kayıplara yolaçabilecek bir sürece iktidar partisi olarak, siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemezdi. Biz de bu hassasiyet içinde olduk. Aklı selimden ayrılmadan herzamanki gibi sorumlu ve sağduyulu davranmaya azami özen gösterdik. Geldiğimiz noktada milletimizin daha ağır bedeller ödememesini memnuniyetle karşılıyoruz.


LAİKLİK KARŞITI DEĞİLİZ: Hiçbir zaman laikliğe karşı eylemlerin odağı olmayan AKP, bundan sonra da cumhuriyetimizin temel niteliklerine sahip çıkmaya devam edecektir. Siyaset kurumu, demokratik siyasetin sorun çözme kapasitesini mutlaka korumalıdır. milletimizin yüksek iradesi talep ve beklentileri doğrultusunda demokratik siyasetin temsil ve uzlaşı kabiliyeti daha fazla geliştirilmelidir. Ancak bu takdirde kazanan hukuk sistemimiz olacaktır, siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarımız, milletimiz ve memleketimiz olacaktır.

BİR AYIPTAN KURTULDUK: Bu kararla sadece AKP değil Türkiye de büyük bir haksızlıktan kurtulmuştur. Demokrasimiz büyük bir ayıpla yaşamak zorunda bırakılmamıştır. Millet iradesi, anayasamıza göre yine millet adına yetki kullanan yargı kurumuyla karşı karşıya getirilmemiştir. İnanıyorum ki, demokrasimiz ve hukuk sistemimiz bu sınavdan birlikte güçlenerek çıkma fırsatını yakalamıştır. Ülkemizin dış görünümü, demokrasimizin itibarı, güven ve istikrarımız bu kararla ciddi bir badireyi geride bırakmıştır.

AB YOLUNA DEVAM: 14 Mart tarihinden bu yana Türkiye zaman ve enerji kaybetti. Şimdi bize düşen geçmişe takılıp kalmadan geleceğimize odaklanmak, milletimizin kayıplarını hep birlikte telafi etmektir. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimiz için ‘Durmak yok, yola devam’ diyoruz. Bu yol Atatürk’ün işaret ettiği çağdaşlaşma yoludur. Bu yol Türkiye için, cumhuriyetimiz için çağdaşlaşma hedeflerini temsil eden Avrupa Birliği’ne tam üyelik yoludur. Bu yoldan dönüş yoktur, olmayacaktır.

HER ŞEY TÜRKİYE İÇİN: Önceliğimiz toplumsal barışımızı güçlendirmektir. Her türlü ayrımcılığa karşı milletimizi siyasi tercihi bizden yana olsun olmasın bir ve bütün olarak kucaklamayı sürdüreceğimizden kimse kuşku duymasın. Bu inançla karar hayırlı olsun diyoruz. Yolumuz, bahtımız açık olsun. Her şey Türkiye için.

KARARI TAHMİN Mİ ETTİ?

Dün gün boyu resmi bir programı olmayan Erdoğan, kararı Başbakanlık Resmi Konutu’nda izledi. Sabah saatlerinde konutta bakanları tek tek kabul etmeye başlayan Erdoğan, arada Ulusa Sesleniş konuşmasını da hazırladı. Erdoğan’ın en uzun görüşmesi ise Maliye Bakanı Unakıtan ile oldu. Erdoğan ile Unakıtan’ın 1.5 saat baş başa görüşmesi “Hazine yardımının kesileceğini tahmin ediyordu” yorumlarına neden oldu. Erdoğan daha sonra AKP Genel Merkezi’nde kurmaylarıyla bir araya geldi. Milletvekilleri ise kararı Meclis kulisinde izledi. AKP’liler kararın ardından birbirlerini kutladı.

Ankara'ya ikinci Gökçek!

Melih Gökçek'in oğlu Çankaya Belediye Başkanlığı için hazırlanıyor..

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in oğlu Osman Gökçek Çankaya Belediye Başkanlığı'na hazırlanıyor.
Osman Gökçek 2009 yılında yapılacak yerel seçimlerde Çankaya Belediye Başkan adayı olma projesi çerçevesindeki tanıtım faaliyetlerine yabancı diplomatlardan başladı.

Pakistan'ın Ankara Büyükelçiliğinin askeri ateşelerinin ayrılışı nedeniyle verdiği yemeğe katılan konuklara, Çankaya Belediye Başkan adayı olmayı hedefleyen Osman Gökçek'in reklamının yapıldığı bir broşür dağıtıldı.

Broşürde, Osman Gökçek'in CHP'li yerel yönetimi eleştiren şu ifadeleri yer aldı:

"Mevcut yönetimin bugüne kadar olan performansını incelediğimiz takdirde, ilçemize hiçbir fayda sağlamadığını görmekteyiz. Bazı değerleri sahiplenerek, bunların arkasına saklanarak başarısızlıklarını gizlemeye çalışan idareciler çağın çok gerisinde kalmıştır. Bu gidişe dur demenin vakti gelmiştir."

Bilindiği gibi Çankaya Belediyesi CHP'li ve AKP'li büyükşehir belediyesi ile sık sık karşı karşıya geliyor.
AKP'nin Çankaya Belediyesini alma isteği biliniyor. Oğul Gökçek'in adaylığa ısınma turlarıyla önümüzdeki yerel seçimlerde Çankaya Belediyesi'nin hangi partiye gideceği merakla bekleniyor.

OSMAN GÖKÇEK KİMDİR?

Osman Gökçek kendi web sitesinde kendisini aşağıdaki gibi tanımlıyor:

"12 Ekim 1983 yılında Ankara’da doğan Osman Gökçek İlkokulu Hamdullah Suphi İlkokulu’nda okuduktan sonra ortaokulu TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Lise öğretimine Samanyolu Koleji’nde devam etti. Başkent Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümünden mezun oldu.

2002 senesinde kurulmuş olan Keçiören Gençlik Derneği’nin 9 Mart 2003 tarihinde olan kongresinde başkanlığa seçilen Gökçek, Keçiören’in ardından Ankara’da birçok ilçede derneğin örgütlenmesine yardımcı olmuş ve daha sonra 15 gençlik derneğini bir araya getirerek Başkent Gençlik Federasyonu’nu kurmak için öncülük etmiştir. ..."

Sivas'ta saldırı: 1 asker şehit, 2 yaralı

Sivas'ta PKK'lı teröristlerle girilen çatışmada 1 askeriniz şehit oldu

DHA


SİVAS'ın Koyulhisar İlesi'ne bağlı Çukuroba Köyü yakınlarında PKK'lı teröristlerin saldırısında uzman çavuş Şükrü Özyol şehit oldu.

Olay bugün saat 12.30 sıralarında meydana geldi. Bir keşif için giden görevlilere koruma sağlayan jandarmalara, köy yakınlarındaki dağlık kesimde 15 kişilik PKK'lı grubu saldırdı. Çıkan çatışmada açılan ilk ateşle vurulan jandarma uzman çavuş Şükrü Özyol şehit düştü. Uzman çavuş Oğuz Yağlı ile İlçe Tarım Müdürlüğü'nde teknisyen olan Selim Durgut'un yaralandığı olay sırasında jandarma er Hamdi İbiş de kayboldu.

Olayın duyulması üzerine bölgeye takviye birlik sevk edilirken, geniş kapsamlı operasyon başlattı.

KAYIP ASKER YARALI BULUNDU
Çatışmada kaybolduğu belirtilen Hamdi İbiş, olay yeri yakınlarında yaralı bulundu. İbiş de çatışmada yaralanan uzman çavuş Oğuz Yaylı ve tarım teknisyeni Selim Durgut gibi Koyulhisar Devlet Hastanesi'nde ilk tedavinin ardından Sivas'a götürüldü.

Bölgeye sevkedilen özel harekat timlerinin de katıldığı operasyon Çukuroba Köyü'nen yanı sıra Yeminli Köyü'nün çevresinde yoğunlaşırken, Eğriçimen Yaylası'nda bu yıl 5'incisi yapılacak Koyulhisar Kültür ve Sanat Festivali iptal edildi.

AKP’yi ‘velev ki’ yaktı

İşte kararın perde arkası...

AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmaktan aldığı “Hazine yardımını kesme” cezasının en önemli gerekçesi Erdoğan’ın İspanya’daki “Velev ki” diye başlayan sözleri ve üniversitelerde türban yasağını kaldırmaya yönelik Anayasa değişikliği oldu. Ayrıca İmam Hatip liselerine yönelik kontenjan artışı girişimleri ve türbana izin veren Açık Lise yönetmeliği de cezaya dayanak oldu.

DELİLLER ELENDİ: Anayasa Mahkemesi, ilk iki gün iddianamedeki delilleri değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, tekzip edilen açıklamaları, iddianamede yer almamasına rağmen iddianamenin ekinde yer verilen bazı gazete haberlerini ve içeriğinde laikliğe aykırı herhangi bir unsur bulunmayan açıklamaları deliller arasından çıkardı. İddianame ekinde sunulan Ergenekon davasında tutuklu bulunan Ergun Poyraz’ın “Patlak Ampul” kitabı da delil sayılmadı.

ANA GEREKÇE TÜRBAN: Heyet, Anayasa değişikliği ile üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılmasına teşebbüs edilmesinin Anayasa Mahkemesi’nce laikliğe aykırı bulunarak iptal edilmesini göz önüne aldı. Mahkemenin 10 üyesi, Anayasa değişikliği ve Başbakan Erdoğan başta olmak üzere bazı AKP yöneticilerinin türban yasağının kaldırılmasına yönelik açıklamalarının örtüşmesinin, laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini gösterdiği görüşünde birleşti. Başbakan Erdoğan’ın Madrid’de yaptığı ve “Velev ki türban siyasi simge olsun” açıklaması da kapatmaya gerekçe oldu.


EĞİTİM POLİTİKALARI: Mahkeme Açık Lise Yönetmeliği gibi orta öğretimdeki türban yasağını esnekleştirmeye yönelik değişikliklerin de aralarında olan 3 yönerge, yönetmelik ve genelgeyi laikliğe aykırı buldu.


CEZANIN MİKTARI: Mahkeme, kapatma için gerekli olan 7 oya ulaşılmaması nedeniyle, Hazine yardımının kesilmesi cezasının uygulanması gerektiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme bu sonuca, Ceza Muhakemesi Kanunu’daki, “Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk meydana gelinceye kadar kendisine daha yakın olan oya eklenir” hükmünü uygulayarak ulaştı. Hazine yardımının kesilmesi yönünde oy kullanan 4 üyenin tartışması sonunda fiillerin ağırlığına göre yarısının kesilmesi uygun bulundu.

Demokrasi zaferi mi, hukuk garabeti mi?

       
Karar kimine göre olumlu kimine göreyse tatmin edici olmaktan uzak. İşte gazete yazarlarının yorumları:








AKP kapatılmalıydı, ama kapatılmadı! (Cüneyt Arcayürek – Cumhuriyet)



Engel kalktı. Artık RTE dilediği gibi at koşturmakta serbest! Ola ki -beklediği gibi çıkan- kararın açıklanmasından sonra 22 Temmuz’da herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı ile hareket edeceğini söyleyecek fakat 22 Temmuz’dan sonra bu vaadinin asla arkasında durmadığını kanıtlayan girişimlerde bulunduğu gibi bugün de benzeri girişimlerde bulunacak, toplumu gerecek, yeni bunalımlara yol açacak. Huylu huyundan vazgeçer mi?

Karar, AKP’nin, (tabii ki RTE’nin) ne olduğu bilinen yoluna devam etmesini sağlıyor. Bay Başkan’ın partilerüstü, memleketsever yorumlarına göre, karar AKP’ye bir çeşit uyarı niteliği taşıyor. O kadar! Özetlemek gerekirse: Ne demeye geliyorsa AKP kapatılmadı ama, kapatıldı! AKP kapatılmalıydı, ama kapatılmadı!

Ilımlı İslam devleti kurma projesine devam (Bekir Coşkun – Hürriyet)




Oysa bizim tek projemiz vardı Mustafa Kemal’in, onurlu özgürlük savaşını vererek, Müslümanların yaşadığı Anadolu’da kurduğu "laik, demokratik, çağdaş, hukuk devleti" projesi...
Bizler için "yeryüzünün en önemli siyasi projesi" bu değil miydi?
Ama AKP ile birlikte her şey değişti.
Yeni bir projeleri var arkadaşların laik cumhuriyeti silip, yerine ılımlı İslam devleti kurma projesi...
İşte dün Anayasa Mahkemesi tüm bunlara "Devam" dedi.
Artık en yüce yargı tarafından "aklanmış" AKP’yi kimse tutamaz.
Güya tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı ile ülkenin Başbakan’ı, devletten, hatta kendi odalarının duvarlarından dahi gizledikleri "projelerine" devam edebilirler.

Uyarıya gerek yoktu (Fehmi Koru – Yeni Şafak)



Aslında Ak Parti'nin bu alanda bir 'uyarı' almaya ihtiyacı bulunmuyordu. Altı yıllık iktidarı boyunca, Ak Parti, ülkenin hassasiyetlerine aşırı riayet etme gayretindeydi. Bugüne kadar gerçekleştirdiği neredeyse bütün demokratik kazanımlar Avrupa Birliği (AB) üyeliğine bağlı değişikliklerdir. 2002 ve 2007 seçimlerinde kendi tabanına verdiği sözlerin çoğunu o hassasiyetlere riayet yüzünden ertelemek zorunda kaldı Ak Parti... Anayasa Mahkemesi önüne götürülen şikâyet konularında bile tek başına hareket etmiş değil sözgelimi 'türban' konusunda gerçekleştirilen anayasa değişikliği CHP dışındaki bütün partilerin katılımıyla Meclis'ten geçmişti.

Karar ağır, yaptırım hafif (Taha Akyol – Milliyet)



Rıza Türmen laikliğe bağlılık konusunda en az Başsavcı kadar titizdir ama hukukçu titizliğine de sahip olduğu için, “iddianamenin zayıf” olduğunu da söylemişti. İddianame gerçekten zayıftı. Ama Yüce Mahkeme’nin 11 üyesinden 10’u AKP’nin “laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğu” iddiasını ispatlanmış saydı. Refah Partisi’nin kapatılmasında bile iki üye karara muhalif kalmıştı. Tek üyenin karara muhalif kaldığı AKP kararı bu yönüyle daha ağırdır!
Ancak yaptırım yönünden çok daha hafiftir parti kapatılmamış, sadece Hazine yardımı kısmen kesilmiştir. Kapatma oyları 7’yi bulmadığı için, “daha hafif yaptırım” olarak Hazine yardımının kesilmesi kararı oluşmuştur.

Kimseyi tatmin etmeyen bir karar (Ertuğrul Özkök – Hürriyet)




Gelelim Mahkemenin aldığı kararın anlamına.
"6’ya 5 kapatma" kararı alıp ta, partinin kapatılması ne anlama geliyor?
1 Mart tezkeresinde, çoğunluk tezkerenin geçmesinden yana oy kullandığı halde, bunun kabul edilmemesinin anlamı neyse, bununki de odur.
Yani Mahkemenin iradesi, kapatılma yönünde çoğunluk sağlamıştır ama, kanun en az 7’ye 4 çoğunluk istediği için, partinin kapatılması kabul edilmemiştir.
Bu sonucun AKP’nin hoşuna gideceğini sanmıyorum.
Ama partinin kapatılmasını bekleyen çevrelerin de hoşuna gitmediğine eminim.
Öyleyse soru şudur:
Kimseyi tatmin etmeyen bir karar, Türkiye’yi kurtarır mı?
Bugün itibariyle hepimizin cevabını araması gereken soru budur.
Bu kararı, herkesin, yani Türkiye’nin menfaatine çevirecek bir enstrüman haline getirebilir miyiz?

Direkten döndü (Melih Aşık – Milliyet)



İddianamenin hukuku katleden, gazete kupürlerinden ibaret, güdümlü bir metin olduğunu iddia edenlere de bir yanıt niteliği taşıyor bu karar.
Tüm ağır iç ve dış baskılara rağmen, 10 üyenin, AKP’nin cezalandırılmasına karar vermesi, suçun netliğini gösteriyor. Bu sonuç AKP’nin kendini gözden geçirmesini, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı eylemlerden sakınmasını sağlar mı?
AKP, kapatma sürecinde böyle bir eğilim göstermedi... Bundan sonra da gösterecek gibi görünmüyor. Umarız yanılırız...
Her şeye rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı herhalde irticai gelişmeleri demokrasi veya özgürlük diye yutturmaya çalışanların sesini biraz olsun kısacak, saf vatandaşların gözünü biraz olsun açacaktır. Karar hayırlı olsun.

Türkiye büyük bir utançtan kurtuldu (Ekrem Dumanlı – Zaman)



Dün Anayasa Mahkemesi tarihî bir karara imza attı. AK Parti'nin kapatılmamasına ancak Hazine yardımının kesilmesine karar verildi. Dengeli bir karar. Bu kararla hem demokrasi kazanmıştır hem hukuk.
Bu karardan gerekli dersler çıkarılacak, gelecekte herkes daha dikkatli bir yol izleyecektir. Şayet AK Parti kapatılsaydı yapılanın tek bir açıklaması olacaktı: Yargı darbesi! Bu ülkenin yeni bir darbeyle sarsılması sadece Türkiye'deki demokrasiye değil, aynı zamanda dünya demokrasisine zarar verecekti. AYM, doğru bir karar vererek Türkiye'yi büyük bir utançtan kurtarmıştır.

Çok iyi oldu (Ahmet Hakan – Hürriyet)



ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın "AKP kapatılmamıştır" açıklamasının ardından "Çok iyi oldu" dedim...
Çok iyi oldu, çünkü...
Miadını henüz doldurmamış bir siyasi harekete, dışarıdan yapay ve zorlama bir müdahaleyle bir "hayat öpücüğü" şansı daha verilecekti...
Verilmedi...
Çok iyi oldu, çünkü...
Demokrasilerde siyasi hesaplaşmaların yeri mahkemeler değil, sandıktır...
Bu vurgulanmış oldu...
Çok iyi oldu, çünkü...
Demokrasilerde şiddete başvurmamış partilerin kapatılmaması Türk demokrasisini geri götürecekti...
Öyle olmadı...
Çok iyi oldu, çünkü...
Tayyip Erdoğan’a bir kez daha "mazlumu oynama" hakkı tanınacaktı...
Tanınmadı...
Çok iyi oldu, çünkü...
AKP ile Refah Partisi arasında bir fark vardı...
Fark ortaya konmuş oldu...
Çok iyi oldu, çünkü...
Karar, Tayyip Erdoğan’ın tiranlaşmasına engel olacak türden bir uyarıyı da kapsıyor...

Yargısal darbeye geçit verilmedi (Hasan Cemal – Milliyet)



Türkiye’de demokrasi açısından Anayasa Mahkemesi’nin kararını sevindirici bir gelişme olarak görüyorum.
Yüksek Mahkeme, kıl payı farkla da olsa, AKP’yi kapatmayarak bir ‘yargısal darbe’ye geçit vermedi.
Bir başka deyişle:
Siyasal sistemin işleyişinde, Türkiye’ye birçok bakımdan çok pahalıya mal olacak bir kesintiye olanak tanımadı.
Ancak Yüksek Mahkeme, iktidar partisini laiklik konusunda çok ciddi biçimde uyardı.
Mahkeme’nin bu kararı, Türkiye’nin demokratik istikrara ve siyasal yumuşamaya açılmasını hızlandırabilecek bir gelişmedir.
Bu açıdan şimdi top Erdoğan’da!
Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin kararından bazı dersler çıkarabilirse, son bir yıldır ülkede yaşanan siyasal kutuplaşma ve cepheleşme çözülmeye başlayabilir.
Bu dersler laiklikle ilgilidir.
Türkiye’de, laiklik elden gidiyor ya da gidiyor mu sözünde düğümlenen kaygı ve korkular gerçektir, ciddidir.

Üçüncü yol (Fikret Bila – Milliyet)



Anayasa Mahkemesi, AKP hakkında merakla beklenen kararını dün açıkladı. Yüksek Mahkeme, AKP’yi kapatmadı. Mahkemenin 6 üyesi partinin kapatılması yönünde karar verdi, ancak 7 oya ulaşılamadığı için, AKP’ye kapatma kararı çıkmamış oldu. 4 üyenin Hazine yardımının 1/2 oranında kesilmesi yönünde oy kullandığı, Başkan Haşim Kılıç’ın kapatma talebinin reddedilmesi yönünde oy kullandığı açıklandı.

Üçüncü yol
Karar, siyasi açıdan Anayasa Mahkemesi’nin “üçüncü yolu” uygun gördüğü biçiminde yorumlanabilir. AKP’yi kapatmadı ama mahkeme çoğunluğu, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği sonucuna vardı.
Bu AKP açısından üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir sonuçtur.
Kapatma kararı için aranan en az 7 oyun bulunmamış olmasına dayanarak, iddianameye konu olan eylemlerin “yerinde” olduğu sonucuna varmamalıdır.

Tuhaf karar (Can Dündar – Milliyet)



Tuhaf karar! Baba evini yakmaya kalkışmakla suçlanan çocuk hakkında “Evet, yakmaya kalkışmış, ama harçlığını kessek yeter” kararı çıktı.
Çocuğa da “Bir daha yapma. Yaparsan elim yakanda” denildi.
Bitti.
Peki “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunun kararıyla tescillenmiş bir parti nasıl iktidarını sürdürebilecek?
* * *
Elbette işin bu boyutu çok tartışılacaktır. Ama önümüzdeki süreçte iki kesimin tavrı önem kazanacaktır:
Birincisi, parti kapatmalardan siyasi sonuç bekleyen kesimlerin, demokrasilerde partileri ancak seçmenin sandıkta cezalandıracağına artık inanmaları ve hukuku siyasi hesaplaşmaların dışında tutmaları...
İkincisi, AKP’nin bu ciddi uyarıdan gereken dersi alması Başbakan’ın son seçim gecesi balkondan yaptığı ve sonra tamamen unuttuğu vaatlerine geri dönmesi...
Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın deyişiyle “Birlikte yaşamanın şartlarını sağlama” yörüngesine girmesi...
Kapatma kararlarını eleştirsek de şu siyasi bir gerçek ki, her kapatma, kendisinden sonra doğan hareketi biraz daha merkeze yaklaştırdı.
Dileriz bu kez, kapatmama kararı aynı etkiyi yapar. AKP iktidarını, hem yönetim üslubunu, hem uzlaşmaz, hem dayatmacı tavrını değiştirmeye, toplumdaki laiklik hassasiyetini önemsemeye, başka partilerin de kapatılmasını zorlaştıracak demokratik bir anayasa girişimine yönlendirebilir.,vatan

Vatanseverliğimin kurbanıyım'

Doğuya 70 milyon dolarlık yatırım yaptığına pişman oldu

DHA


Erzurum'da 70 milyon dolar harcamayla kurulan ve dönemin Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal tarafından hizmete açılan Avrupa standartlarındaki Oral Et Entegre Tesisleri A. Ş.’nin kapısına, yakında kilit vurulacak.

Doğduğu topraklara yatırım yapmanın bedelini çok ağır ödediklerini belirten işadamı Tevfik Fikret Oral, "Vatanseverliğimiz, bize pahalıya mal oldu. Hayvancılık öldü. Teşvikler, krediler Erzurum’a kadar bir türlü ulaşmadı. Avrupa’nın sayılı tesisleri arasında gösterilen tamamen bilgisayar donanımlı 12 bin metrekare alan üzerine kurulu tesislerin şimdi çürümemesi için mücadele veriyoruz" dedi.

4 yılda inşa edildi

Erzurum- Artvin karayolu üzerindeki Sanayi Bölgesinde, 1990 yılında Türkiye’nin en modern Et Entegre Tesislerini hizmete açtıklarını anımsatan Tevfik Fikret Oral, o zaman günde ortalama 800 büyükbaş, 6 bine yakın küçükbaş hayvan kesimi yaptıklarını anımsattı. Oral, "Avrupa normlarını esas alan kombinanın yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü. Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal tesisleri hizmete açtı. Tesislerde 350 kişi çalışıyordu. O yıllarda İran ordusunun, Orta Doğu ülkelerinin büyük bir bölümünün et ihtiyacını Erzurum’dan karşılıyorduk. Erzurum’un 2- 3 bin rakımlı yaylalarında yetiştirilen sağlıklı hayvanları, hijyenik ortamda kesim yaparak iç ve dış satıma sunuyorduk. O lezzetine doyum olmayan etleri komşu ülkelerle paylaşıyor ve bu işten döviz kazanıyorduk. Tesislerin kapısında 400 kadar TIR, taşıma için kuyrukta bekliyordu. Özel sektör ile EBK kombinaları arasındaki rekabet, yetiştiricinin yüzünü güldürüyordu. Türkiye’nin en fazla hayvan varlığını elinde bulunduran illerin başında gelen Erzurum’da köylünün tek geçim kapısı hayvancılıktı. Oral ailesi olarak biz de doğduğumuz topraklara büyük bir yatırım yapmıştık" diye konuştu.

Et ithalatı vurdu

Döviz kurundaki artışlar, ihracat sayesinde elde edilen vergi iadesiyle çok cazip olan et ihracatının yerine et ithalatının serbest bırakılması ile birlikte 1993’lerde ekonomik darboğaza girdiklerini anlatan Tevfik Fikret Oral, 1988 yılında tesisin makina ekipmanı için Ziraat Bankası’ndan aldığı 2 bin 500 YTL krediyi ödeyemez duruma düştüklerini belirtti. Faizin faizi ile bu krediyi 450 bin YTL olarak geri ödemek zorunda kaldıklarını ifade eden Oral, "Bir zamanlar cıvıl cıvıl olan Oral Et Entegre Tesisleri’nin şimdilerde sadece birkaç personel çalışıyor. Doğu’da hayvancılık öldü. İktidarların çıkardığı teşvikler, krediler Erzurum’a kadar bir türlü ulaşmadı. Tesislerin işlerliğini korumak için şimdi kapasiteyi yüzde 2’ye düşürdük. Şimdi bir ayda 100 büyükbaş hayvan ancak kesebiliyoruz. Kendimize ait, soğuk hava sistemli 16 TIR da tesisler gibi çalışamaz oldu. Yüreğim kan ağlıyor. Vatanseverliğim bana çok pahalıya mal oldu. Bu para ile batıda ya da başka ülkede yatırım yapsaydım şimdi kraldım. Yatırımcıları Doğu’ya davet edenler önce bizim gibi kaderine terkedilen tesisleri ayağa kaldırsınlar. Çünkü her gün böyle bir tesisi boş görmekten milletim, ülkem ve kendim adına üzülüyorum" dedi.