Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Turkbil

Yazılar

Şifalı bitkiler nerede, nasıl kullanılmalı?

Sadece şifalı bitkilere ulaşabilmek yeterli değil. Her an elimizin altında olanların bile ne amaçla ve nasıl kullanılacağını bilmek önemli.
 
 
İşte, kolayca erişilebilir ve kolayca kullanılabilir şifalı bitkiler ve iyi gelecekleri rahatsızlıklardan bazıları...

Morarmalar İçin:

Maydanoz - Bir tarafınızı bir yere çarptığınızda, derinin hemen altındaki kılcal damarlar çatlar ve deri altına kan yayılarak o bölgenin mor bir görüntü almasına neden olur. Maydanozun, morarma ve çürük izlerini geçirmede geleneksel bir şöhreti vardır. Buz ise şişlikleri indirmek için kullanılır. Bu ikisini birleştirdiniz mi, buzluğunuzda berelenme ve çürüklerin ilacı hazır demektir.

Bir avuç maydanoz ve dörtte bir bardak suyu, yarı erimiş kar görüntüsü alana kadar blendırda karıştırın. Sonra, buz kalıplarını yarısına kadar doldurun ve dondurun. İnce bir beze veya tülbente sardığınız maydanozlu buzu, berenin üzerinde gezdirin. Maydanozlu buz, küçük yanıklarda da işe yarar.

Nefes Kokusu İçin:

Nane Çayı - Naneye kendine özgü tadı ve kokuyu veren aromatik yağ, aslında nefes kokusuna neden olan mikropları öldüren güçlü bir antiseptiktir. İhtiyaç duyduğunuz her an, bir bardak nane çayı için.

Peklik İçin :

Akdiken Kabuğu (Cascara Sagrada) - Akdiken kabuğu, onlarca peklik tedavisi reçetesinde kullanılan, etkisi uzun yıllardır bilinen tanınmış bir muhsildir. Yatmadan önce yarım çay kaşığı alın. Ama düzenli olarak kullanmayın; bağırsağınız tembelliğe alışabilir.

Kepek İçin :

Kekik - Kekik suyunu kepeğe çare olarak kullanabilirsiniz. Tepeleme dolu 4 çorba kaşığı kuru kekiği, alüminyum olmayan bir demlik kullanarak 2 bardak suda 10 dakika boyunca kaynatın. Süzgeçten geçirin ve soğutun. Elde ettiğiniz kekik suyunu, yeni şampuanlayıp duruladığınız saçınıza yavaşça dökerken, yumuşak hareketlerle iyice ovalayıp kafa derinize ulaşmasını sağlayın. Saçınızda bir tabaka bırakmayacağı için durulamanıza gerek yok. Ama isterseniz durulayabilirsiniz de.

Biberiye - Bir fincan kaynar suya en az 2 çorba kaşığı kuru biberiye yaprağı atarak, kuvvetli bir biberiye çayı yapın. En az 20 dakika demledikten sonra, süzün ve soğutun. İsterseniz çaya birkaç damla biberiye yağı da damlatabilirsiniz. Bu çayı, saçınızı şampuanladıktan sonra durulama suyu olarak kullanın. Saçınızda bir tabaka bırakmayacağı için durulamanıza gerek yok. Ama isterseniz birkaç dakika sonra durulayabilirsiniz de.

İshal İçin:

Tarçın - Eğer ishal şiddetliyse, vücudunuz susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya demektir. Tarçın, diyareyi kısa sürede kesen, doğal bir ilaçtır. Kurutulup toz haline getirilmiş tarçın kabuğundan bir çorba kaşığı dolusunu bir bardak sıcak suya karıştırın. 10-15 dakika demlenmeye bırakın. Tarçını bu şekilde sadece kısa süreli olarak kullanın.

Ateş Düşürmek İçin:

Civanperçemi - Gözeneklerinizi açıp bol miktarda terleterek, ateşinizin düşmesine yardımcı olan uçucu yağlar içerir. Fincan başına 1 çorba kaşığı kullanarak civanperçemi çayı yapın ve 10 dakika boyunca kapalı bir kapta demlenmeye bırakın. Bu çaydan bir ya da iki fincan içince terlemeye başlarsınız. Terlemeye başlayınca yeteri kadar içmişsiniz demektir.

Mürver Çiçeği - Bu bitki, gözenekleri açıp terlemeye yol açması nedeniyle, yüksek ateş için birebirdir. Ayrıca mürver çiçeği özü, genellikle üşütme ve nezle nedenli yüksek ateşle birlikle görülen burun tıkanıklığını açmaya yardımcı olan bileşenler içerir. Kurutulmuş mürver çiçeğinden çay yapmak için, bir fincana koyduğunuz 2 çay kaşığı bitkinin üzerini kaynar suyla doldurun. Üstünü bir bezle kapatarak 15-20 dakika demlenmeye bırakın. İhtiyaca göre, günde üç fincan için.

Gaz İçin:

Rezene - Karın ağrısına yol açan fazla gazlardan kurtulmak için, yarım çay kaşığı rezene tohumu çiğneyin. Rezene, vücutta biriken gazın çözülmesine yardımcı olan bir gaz sökücüdür. Ayrıca, kas spazmlarını gevşeterek sindirim rahatsızlıklarını gidermekte de yardımcı olur.

Baş Ağrısı İçin:

Zencefil - Zencefil çayı, başınızda zonklayan damarları yatıştırır. Ayrıca, vücudun ağrı-algılayıcı kimyasallarının üretimini yavaşlatır ve dolaşımı kolaylaştırır. Çayı hazırlamak için, 1/3 çay kaşığı toz zencefili veya kıyılmış taze zencefili bir fincan sıcak suya karıştırın. Soğumaya bırakın, süzün ve ilk baş ağrısı belirtisinde için.

Akırkarha (feverfew) - Koyungözü de denilen bir çeşit kasımpatı olan bu bitki, yüksek ateş nedenli ağrıyı dindirmekte o kadar etkilidir ki, “baş ağrısı bitkisi” diye anıldığı bile olmuştur. Ağrıyı geçirmek veya gelecek bir ağrının önüne geçmek için, iki adet taze akırkarha yaprağı çiğneyin. Veya, 2 ila 3 çorba kaşığı kuru akırkarhayı bir fincan sıcak suya karıştırıp çayını da yapabilirsiniz. En az 10 dakika demlenmeye bıraktıktan sonra süzün ve damak zevkinize göre tatlandırın. En iyi etki için, günde iki fincan taze demlenmiş akırkarha çayı için.

Yüksek Tansiyon İçin:

Sarımsak - İşte, dünyanın belki de en popüler şifalı bitkisi. Tabi, bu şöhreti boşuna değil. Sağlığa sayısız faydasının yanı sıra, sarımsak kandaki kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmek için de kullanılır. Bolca taze sarımsak yiyin veya günde bir ya da iki kez 320 miligram sarımsak özsuyu için.

Mide Ekşimesi İçin:

Zencefil Çayı - Zencefil bir spazm önleyicidir. Mide kaslarını rahatlatarak, mide asidinin yukarı çıkmasını önler. Ama önceden uyaralım, mideniz hassassa tadını çok keskin bulabilirsiniz. Mide ekşimenizi önlemek için, yemeklerden 20 dakika önce bir bardak zencefil çayı için. Zencefili hem kök hem toz halinde kullanabilirsiniz.

Papatya Çayı - Bu bitki, diyafram salgısını yatıştıran hafif bir sakinleştiricidir. Papatya çayı yapmak için, bir yemek kaşığı kurutulmuş papatya çiçeğini bir bardak suya koyup karıştırın. 15 dakika demlendirin, süzün ve her gün için. Bazı bitki uzmanları, demliğinizi ve bardağınızı buhar kaçmayacak şekilde kapatmanızı tavsiye eder. Buharda bulunan uçucu yağlar, papatyanın aktif bileşenlerindendir.

Adet Sancıları İçin:

Kara Alıç - Bu şifalı bitkinin, ağrıyı azaltan, aspirine benzer bir bileşimi vardır. Fincan başına 2 çay kaşığı kurutulmuş kara alıç ekleyerek bir çay yapın. 10 dakika kaynadıktan sonra soğutun, süzün ve günde en fazla üç çay fincanı için. Eğer şiddetli ağrılar çekiyorsanız, adet döneminizin birkaç gün öncesinden bu çayı içmeye başlamanız önerilir.

İdrar Yolları Enfeksiyonları İçin:

Maydanoz - Bu bitki mükemmel bir idrar söktürücüdür. Çay yapmak için, birkaç dal ezilmiş taze maydanozun veya bir çay kaşığı kuru maydanozun üzerine, bir bardak kaynar su dökün. 5-10 dakika demlenmesini bekleyin. Daha sonra süzün ve için. Enfeksiyon geçene kadar günde iki ya da üç kez bir bardak tüketin.

Boğaz Ağrısı İçin:

Kuşburnu - Bu bitki C Vitamini yüklüdür ve çay olarak içildiğinde hızla kana karışır. Alüminyum olmayan bir kaba iki çorba kaşığı kuşburnu koyun ve bir bardak su ekleyerek üzerini kapatın. 20-30 dakika kaynatın. Bir kahve filtresinden geçirip süzdürerek, taze sıkılmış limon suyu ekleyin ve balla tatlandırın.

Adaçayı ve okaliptüs - Bu bitkiler karıştırılarak çayı yapıldığında, yanmayı engelleyici ve antibakteriyel özellikleri sayesinde, boğaz ağrısını hem yatıştırıcı hem de tedavi edici etki sağlarlar. Yaklaşık 250 ml kaynar suya iki çay kaşığı adaçayı ve okaliptüs yaprağı atıp 20-30 dakika demlendirin. Soğuduktan sonra, gün içinde ihtiyaç duyduğunuzda gargara yapın.

Hafıza İçin:

Biberiye - Hafif konsantrasyon problemleri ve unutkanlık için biberiye yağı koklayabilirsiniz. Bir mendile birkaç damla biberiye yağı damlatıp koklayın. Cebinizde veya çantanızda taşıyıp, ara sıra koklayın. Bu bitkinin hafızayı ve konsantrasyonu iyileştirici ve geliştirici özelliği yüzyıllar öncesinden biliniyor.

Soğuk Algınlığı İçin:

Zencefil - Zencefil çayının içindeki virüs öldürücü maddeler enfeksiyonu önler, ağrıyı ve ateşi düşürür, öksürüğü bastırır. Hafif sakinleştirici özelliğiyle dinlenmenizi sağlar. Zencefil çayı yapmak için, 2.5 cm uzunluğundaki taze zencefil kökünü dilimleyin. Alüminyum olmayan bir kaba koyup iki bardak su ekleyin. Kabın ağzını sıkıca kapatıp 20 dakika kaynatın. İçine yarım limon suyu sıkıp, balla tatlandırın.

Yanıklar İçin :

Aynısafa Çiçeği ve Eşekkulağı - Küçük yanıklar iyileşmeye başladıklarında, aynısafa çiçeği ve eşekkulağı ile yapılmış bir merhem deride daha az iz kalmasını sağlayacaktır. Her iki şifalı bitki de derinin onarılmasında geleneksel olarak kullanılır.

Bunun, sadece küçük yanık ve haşlanmalar için bir tedavi olduğunu, kızarıklık, şişkinlik, sızıntı gibi belirtileri olan enfeksiyonlu yanıklarda kullanılmaması gerektiğini unutmayın. Eşekkulağı deri hücre yenilenmesini o kadar hızlandırır ki, yanık yüzeyini iyileştirerek enfeksiyonlu bölgenin altta kalmasına neden olabilir.

Pamukçuk İçin :

Greyfurt - Eğer ağzınızda pamukçuk varsa, greyfurt yemek bir işkence olabilir. Buna karşılık, greyfurt özütü harikalar yaratır. Bir aktarda bulabileceğiniz özütü, günde birkaç kez doğrudan pamukçuğun üzerine damlatın. Veya, bir bardak suya 5 damla damlatıp, günde üç kez ağzınızı bu karışımla çalkalayın.

Diş Ağrısı İçin :

Karanfil Yağı - Eğer dişiniz ağrıyorsa, yapmanız gereken şey bir dişçiye görünmektir. Ama bu arada çektiğiniz rahatsızlığı en aza indirmek için, ağrıyan dişinizi bir damla karanfil yağı ile ovalayın.

Kulak Ağrısı İçin:

Sarımsak - İyi bir bakteri savaşçısı olan sarımsak, aynı zamanda bağışıklık sistemine de yardımcı olur. Ağrıyan kulağınızı doğrudan 3 damla sarımsak yağı damlatın. Bunu günde üç veya dört kere, ağrı geçene kadar tekrarlayabilirsiniz. Ancak, aklınızda bulunsun, eğer kulak zarınızın yırtık olduğunu biliyor veya şüpheleniyorsanız, kulağınız için şifalı bitkilerle hazırlanmış hiçbir şey kullanmamalısınız.

Alerji İçin:

Göz Otu - Eğer alerjileriniz gözünüzün devamlı sulanmasına neden oluyorsa, göz otunu deneyin. Bitki uzmanlarına göre, bu şifalı bitki gözün arkasındaki oküler zarları kuvvetlendirerek, göz sulanmasını önlüyor. İhtiyacınız olduğunda, günde üç kere 1 ila 4 miligram göz otunu suda eritip için.

Romatizma Ağrısı İçin:

Aksöğüt Kabuğu - Aksöğüt, aspirinin orijinal kaynağı olmakla birlikte, mideyi o kadar rahatsız etmez. Bir fincan aksöğüt kabuğu çayı, ağrılı bir eklemi rahatlatmakta mucizeler yaratabilir. Çayı yapmak için, bir çay kaşığı aksöğüt kabuğunu kaynayan suya karıştırıp, üstü kapalı olarak 15 dakika bekletin. Kabuklarını süzüp, günde üç kere, bir fincan için.

Dulavratotu ve Karahindiba - Bitki uzmanları, karaciğer fonksiyonları uyarılıp safra akışı geliştirildiğinde, romatizma ağrılarının azaldığı görüşündeler. Dulavratotu ve karahindiba, işte tam da bu işleri yapıyorlar. Romatizma ağrısı yatıştırıcı bir çay yapmak için, birer çay kaşığı kurutulmuş dulavratotu kökü ve kurutulmuş karahindiba kökünü, 3 bardak suda 5 dakika boyunca kaynatın. Bu çayı gün boyunca, bir gelişme fark edinceye kadar her gün için. Ancak, tadı biraz acı gelebilir. İçine biraz bal katabilirsiniz.

Kasıkotu, romatizma ağrısına iyi gelen geleneksel bir ilaç olarak bilinir. Ağrıyı ve yanma hissini azaltmada etkili olan harika bir bitkidir. Ağrıyı dindirmek için ihtiyaç duyuldukça, günde üç kereye kadar, bir bardak suya 1-3 damla kasıkotu ruhu damlatılması tavsiye edilir.

Astım İçin:

Meyan Kökü - Meyan içeriğinde, astım krizini hafifletebilen çeşitli bileşenler vardır. Öksürük kesici bir meyan kökü çayı yapmak için, dilimlenmiş veya toz halde tepeleme bir çorba kaşığı dolusu meyan kökünü 10 dakika boyunca kaynatın. Süzüp, sıcak olarak için. Zaman kazanmak için 3 fincanlık kaynatıp daha sonra ısıtarak içebilirsiniz.

Uyarı: Meyan kökünü, özellikle yüksek tansiyonu olanların uzun süreli kullanması önerilmez. Uzun süreli kullanımlarda tansiyonu yükselttiği bilinmektedir.

Sırt Ağrısı İçin:

Öküzgözü - Dağ papatyası olarak da bilinen öküzgözünün, ağrı dindirici, antiseptik ve yanma giderici özellikleri vardır. Aktarda bulabileceğiniz öküzgözü yağını, ağrıyı gidermesi için sırtınıza sürebilirsiniz.

Kesik ve Çizikler İçin:

Aynısafa Çiçeği - Kadife Çiçeği olarak da bilinen bu sarı-turuncu çiçekli güzel bitki, iyileşmeyi kolaylaştıran doğal bir antiseptiktir. Çok derin olmayan, yüzeysel kesik ve çiziklerin tedavisinde, yarayı su ve sabunla temizledikden sonra, alkol-tabanlı olmayan aynısafa çiçeği özünden birkaç damlayı günde iki veya üç kez yaranın üzerine damlatın.

Bitkinlik İçin:

Cinseng (ginseng) - Enerji veren bitkilerin yıldızı cinsengdir. Bu Uzakdoğu bitkisinin Kore kökenli olanını da, Sibirya’da yetişenini de denemeye değer. Çayını yapmak için, bir fincan kaynar suya 1 çay kaşığı cinseng karıştırın. Yaklaşık 5 dakika demlenmeye bırakıp, süzgeçten geçirin ve için. Günde bir fincandan fazla içmeyin. Olumlu etkilerini gözlemlemek için bir ay veya daha fazla cinseng çayı içmeniz gerekebilir.

Düzensiz Regl İçin:

Tarçın - Tarçın kabuğu, aylık döngüyü düzenlemeye yardımcı olur. Çayını yapıp içebilir, ya da bir parça kabuk çiğneyebilirsiniz. Basit bir şekilde yemeklerinizin üzerine toz tarçın serpmek bile faydalı olur.

Siğil İçin:

Kayın kabuğu - Dünyanın her yerinde, yüzyıllardır siğil tedavisinde kullanılan bir şifalı bitki. Eğer taze kayın kabuğu bulabiliyorsanız, yaş olan iç kısmı aşağıya gelecek şekilde doğrudan siğilin üstüne yerleştirin. Taze kabuk bulamazsanız, bir-iki çay kaşığı toz haline getirilmiş kayın kabuğunu bir fincan kaynar suda 10 dakika demlendirip için ya da siğilin üzerine sürün.

Fesleğen - Bu bitki, siğillerin iyileşmesine yardımcı olan birçok anti-virüs bileşeni ihtiva eder. Tek yapacağınız, ezilmiş yaprakları siğilin üzerine koyup bir bandajla sarmak. Taze fesleğeni 5 ila 7 gün kullanabilirsiniz

Sedef Hastalığı İçin:

Keten tohumu yağı - Keten tohumu yağı, sedef hastalığı da dahil bazı deri rahatsızlıklarının tedavisinde yardımcı olarak kullanılır. Yiyeceklere veya içeceklere günde bir çorba kaşığı ekleyin.

Böcek Isırığı Ve Sokması İçin:

Nane - Hızlı bir şekilde rahatlamak için, böcek tarafından ısırılan yerin tam merkezine bir damla nane ruhu damlatın. Nane ruhu, lokal anestezik ve antiseptik özellikleri nedeniyle yıllardır geleneksel olarak kullanılmaktadır. Kaşınmayı ve ağrıyı azaltır, ısırılan bölgeyi ferahlatır. Uygulamadan sonra, gözünüze bulaşmaması için ellerinizi yıkayın.

ntvmsnbc.com
 
 
Bu sayfa 934 defa ziyaret edildi.
 
YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

Çuha Çiçeği

Primula officinalis Altınımsı ve daha açık sarı renkte 10-20 cm. uzayabilen tek bir sap üzerinde güzel kokan çiçekleri vardır.
 
 
Her çayırda, orman kenarlarında, fundalıkların altında yetişir. İlkbaharda çiçekler toplanır.
KULLANIM TABLOSU
Çay: 250 gr. suya dolu çay kaşığı çiçek haşlanır, demlenir ve süzülür.
Kanı temizleyen ilkbahar çayı: 50 gr. çuha çiçeği, 50 gr. genç mürver ağacı goncaları, 15 gr. ısırgan yaprağı, 15 gr. karahindiba kökünün hepsini karıştırın. 250 gr. suya bir dolu çay kaşığı hesaplayarak haşlayın, demleyin süzün. Biraz balla tatlandırabilirsiniz, gün boyu iki fincan için.

HASTALIKLAR

Uykusuzluk, kan temizleme, romatizma, gut hastalığı, sinirsel baş ağrıları, migren, ödem, inme ve felç gibi hastalıklara iyi gelir.
 
 
Bu sayfa 1149 defa ziyaret edildi.
 
   YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

kiraz

Kiraz (Prunus avium), gülgiller (Rosaceae) familyasından Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu'da doğal olarak bulunan meyve ağacı.
 
 
Kiraz (Prunus avium), gülgiller (Rosaceae) familyasından Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu'da doğal olarak bulunan meyve ağacı.

Morfolojik özellikleri

Yaklaşık 15 m'ye kadar boylanabilen bu ağacın piramitsi bir tacı, uzunca yumurta biçimli ve dişli kenarlı yaprakları ve birkaç tanesi bir arada küme oluşturan beyaz çiçekleri vardır. Ortalama 2 cm çapındaki küremsi ya da kalp biçimli meyveleri ince kabuklu, tatlı sulu ve tek çekirdeklidir.

Tarımı

Kirazdan, 5-6 yıldan önce meyve alınmaz. Bir kiraz, 60-70 yıl kadar yaşayabilir. Bir ağaçtan ortalama olarak, 20-50 kg kadar ürün alınabilir. Taze meyvesi az dayanır. Mevsim sonu, bilhassa yağışlardan sonra kurtlanır.

Ülkemizde geniş çapta kültürü yapılmaktadır. Uluborlu, aşlama, napolyon, sultani, ballı ve ak kiraz gibi çeşitleri vardır.

Kullanımı

Meyvesi taze olarak yenir. Hoşaf, reçel ve konservesi yapılır. Kiraz kabuğu kabız ve ateş düşürücü, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, yaprakları ise müshil olarak kullanılmaktadır.

Kültür

Yunan mitolojisinde karşılığı doğum ve yenilenme, Çin'de ise ölümsüzlüktür.

vikipedia
 
 
Bu sayfa 324 defa ziyaret edildi.
 
YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

yeşil çay kalp krizi riskini azaltıyor

Yunanistanlı araştırmacıların yaptığı bir araştırma, günde içilen birkaç fincan yeşil çayın kalp krizi riskini azalttığını ortaya çıkardı
 
 
Yunanistanlı araştırmacıların yaptığı bir araştırma, günde içilen birkaç fincan yeşil çayın kalp krizi riskini azalttığını ortaya çıkardı.

Yeşil çayın kan dolaşımını düzenlediğini ifade eden Atina Tıp Fakültesi Kardiyoloğu Araştırmacı Charalambos Vlachopoulos, başlangıç olarak hergün 2 fincan yeşil çayın içilmesi gerektiğini ifade etti.

Kalp krizinin, biriken yağların damarları zorlayıp tıkaması ve damarları tahrip eden yüksek tansiyon dolayısıyla meydana geldiği ve günümüz dünyasında en çok ölüme neden olan hastalık olduğunu ifade eden Vlachopoulos, "Yeşil çay, dolaşım faaliyetlerini düzenleme bakımından daha yararlı olmasına rağmen Batı dünyası tarafından siyah çaya nazaran daha az tüketiliyor" diyerek yeşil çayda bulunan yüksek kaliteli "flavonoid" adındaki yararlı bileşen maddesinin, kakao, domates ve üzümde de bulunduğuna dikkat çekti. LONDRA (İHA)
 
 
Bu sayfa 15 defa ziyaret edildi.
 
   YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

Dutun sayısız faydası var

ç karnına yenilen beyaz dutun bağırsak kurtlarını düşürdüğü, mide ve bağırsakları rahatlattığı, kara dutun ise ağız ve boğaz iltihaplarına iyi geldiği bildirildi.
 
 
Aç karnına yenilen beyaz dutun bağırsak kurtlarını düşürdüğü, mide ve bağırsakları rahatlattığı, kara dutun ise ağız ve boğaz iltihaplarına iyi geldiği bildirildi.

Beyaz ve kara olan dutun barındırdığı vitamin ve minerallerin yanında mikrop öldürücü özelliğinin bulunduğunu belirten uzmanlar, dutun faydalarını şöyle sıraladı:
"Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri kuvvetlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak kurtlarını düşürür. Mide ve bağırsakları rahatlatır. Kara dut ise ağız ve boğaz iltihaplarına iyi gelir. Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar."

Dutun taze ve kuru olarak yenebildiği, ayrıca şurubu, reçeli ve pekmezi yapılabildiği, dut şurubunun mide ve bağırsak iltihaplarını iyileştirmeye yardımcı olduğu ifade edildi. SAMSUN (İHA)
 
 
Bu sayfa 21 defa ziyaret edildi.
 
   YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

Kur'an da adı geçen bitkiler

Kur’an-ı Kerim’de adı geçen birçok bitki bulunmaktadır. Hekimler ve bilimadamları yıllardır, bu bitkilerin bazılarının şifalı yönleri üzerine araştırma yapmaktadır.
 
 
Arapça"da nebat-ât, bitki-ler anlamında bir kelimedir. İnsan da bir yönüyle nebati bir varlıktır. Zira; hastalığı sebebiyle komaya girmiş bir insana “artık bitkisel hayat yaşıyor” denilmesi bunu tescil etmektedir.

Bitkiler, solunum yapan toprağa bağlı sabit bir hayvandır. Her bitkinin kendine mahsus bir özelliği vardır. Kainatın, her an olan açık eczanesine yerleştirilmiş, her bitki mutlaka bir derde devadır. Önemli olan bunu hekimlerin piri Lokman Hekim gibi keşfedebilmektir. Dünya eczacılık otoriteleri, artık tablet ve şerbetten vazgeçip, hangi hastalığa karşı hangi bitki türünün şifa olacağını araştırmaya yönelmiştir. Hekimler bile sun"i ilaçların içindeki sentetik katkı maddelerinin hücre dokularına zarar verdiğini açık olarak ifade etmektedir.

İbn-i Haldun, Mukaddime"sinde iklim ve bitki örtüsünün insan üzerinde önemli bir etken olduğunu belirtmiştir. Ona göre Cenab-ı Hak, dağına göre kış yaratmıştır. Öyleyse sağlıklı yaşamayı isteyen her insan, bulunduğu coğrafyada, yaşadığı iklimle üretilebilen sebze ve meyvelerle beslenmelidir.

Kur'an-ı Kerim'de “Bitkilerin her birinde düşünen bir insan ve toplum için ibretler vardır.” (Şuara / 7-9) denilmektedir.

İşte Kur'an-ı Kerim'de adı geçen bitkiler:

1- Üzüm:
“Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.” (İsra sûresi /91)

“Üzümler , yoncalar” (Abese Sûresi / 28)

2- İncir:
“Andolsun İncire ve zeytine” (Tin sûresi / 1)

3- Kiraz ağacı:
“Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden setlerini/barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece acı-dikenli çalı, ılgın ve birkaç tane (yabani) kiraz ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel (Arimi) gönderdik.” (Sebe sûresi / 16)

“Düzgün kiraz ağacı” (Vâkıa sûresi / 28)

4- Reyhan:
“Yapraklı daneler ve hoş kokulu reyhan vardır” (Rahman sûresi / 12)

“Ona rahatlık, güzel kokulu reyhan ve Naîm cenneti vardır” (Vâkıa sûresi / 89)

5- Soğan:
“Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)

6- Zeytin:
“Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.” (En"am sûresi / 99)

“Andolsun İncire ve zeytine” (Tin sûresi / 1)

7- Sarımsak:
“Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)

8- Hurma:
“(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.” (Nahl sûresi / 11)

“iz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.” (Yasin sûresi / 34)

9- Nar:
“Gökten suyu indiren O'dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.” (En"am sûresi / 99)

“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En"an sûresi / 141)

10- Taze hurma:
"Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün." (Meryem sûresi / 25)

11- Muz:
“Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları” (Vâkıa sûresi / 29)

12- Mercimek:
“Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)

13- Acur:
“Hani bir zamanlar, "Ey Musa, biz tek çeşit yemeğe asla katlanamayacağız, yeter artık bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetiştirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, sarmısağından, mercimeğinden ve soğanından çıkarsın." dediniz. O da size "O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya konaklayın o vakit istediğiniz elbette olacaktır." dedi. Üzerlerine zillet ve meskenet damgası vuruldu ve nihayet Allah'dan bir gazaba uğradılar. Evet öyle oldu, çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Evet öyle oldu, çünkü isyana dalıyorlar ve aşırı gidiyorlardı.” (Bakara sûresi / 61)

14- Kabak:
“Üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik.” (Sâffât sûresi / 146)

15- Hardal:
“Biz, kıyamet günü için adalet terazileri kurarız. Artık kimseye, hiçbir şekilde haksızlık edilmez. (Yapılan iş,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gören olarak biz (herkese) yeteriz.” (Enbiyâ sûresi / 47)

“(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” (Lokman sûresi / 16)

16- Zencefil:
“Orada, karışımı zencefil olan bir kâseden içirirler.” (İnsan sûresi / 17)

17- Başak:
“Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah'ın lütfu geniştir, O herşeyi bilir.” (Bakara sûresi / 261)

“Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.” (Yusuf sûresi / 47)

18- Ilgın:
“Ama onlar (Bizden) yüz çevirip uzaklaştılar ve bu yüzden setlerini/barajlarını yıkıp geçen, sahip oldukları (son derece verimli) iki bahçeyi sadece acı-dikenli çalı, ılgın ve birkaç tane (yabani) kiraz ağacından ibaret (virane) bir bahçeye çeviren bir sel (Arimi) gönderdik.” (Sebe sûresi / 16)
 
 
Bu sayfa 32 defa ziyaret edildi.
 
   YORUMLAR    
 
 
 
 
 

 
 
   

Erdoğan doğmadan da bu millet Müslüman’dı

Baykal,Erdoğan’a yüklenerek, “Bu politikalar AKP tarafından devam ettirilemez, Türkiye’yi rahatlatmak lazım” dedi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal dün kalvaltısını Bursa’da yaptıktan sonra Erzincan’a gitti. Bursa ve Erzincan’da yaptığı konuşmada AKP’ye Başbakan Erdoğan’a yüklenen CHP lideri Baykal, özetle şöyle konuştu:

AKP DAVASININ RAPORU: Yargının kararını da saygıyla bekleriz. Eğer hukuk düzenli bir şekilde işliyorsa, kurallara göre çalışıyorsa, kamu vicdanını rahatsız eden bir ihlal söz konusu değilse, benim görüşüme göre yargının işleyişine müdahale etmekten kaçınmak gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi üyeleri sorumluluklarının bilincinde ve konu raportöre verildi, o da görevini yaptı. Bunu beğeniyoruz ya da beğenmiyoruz diye bir tartışma yapılamaz.

DEMOKRASİ ZARAR GÖRMEZ: Bir yargı kararı eğer hukuk çerçevesinde alındı ve değerlendirildiyse demokrasimizin bundan zarar görmesi söz konusu olmaz. Alınan karara bağlı olarak elbette yeni bir durum ortaya çıkar. Türk demokrasisi bu durumu aşar. Türkiye çok ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Bu krizi herkes, taraflar umarım değerlendirmişlerdir. Hatırlayacaksınız ben bu ilk aşamasında bu konuda harekete geçildiğinde ve Türkiye’de iktidara yakın çevreler çok büyük tepkiler gösterdiğinde ’AKP bir özeleştiri yapmalıdır’demişimdir. O zaman da ‘Ne özeleştirisiymiş’diyerek meydan okumuşlardı. Geldiğimiz noktada bir özeleştirinin ne kadar yerinde ve gerekli olduğu eminim AKP yöneticileri tarafından da kavranmıştır. O politikalar AKP tarafından devam ettirilemez. Türkiye’yi rahatlatmak lazımdır. Umarım bu dersi herkes almıştır ve Türkiye bu konuda bir taze başlangıç yapma şansını inşallah elde eder.

MÜSLÜMANIZ: Elhamdülillah Müslümanız. Dinimizle kitabımızla, peygamberimizle iftihar ediyoruz. Türkiye’de hepimiz dinimizi özgürce yaşıyoruz. Geçenlerde Dışişleri Bakanı Avrupa’da, Türkiye’de sadece Hıristiyanlar’ın değil, nüfusun çoğunluğunu oluşturan Müslümanlar’ın da baskı altında olduğunu söyledi. Müslümanlar’a bir baskı olduğunu düşünen kaç kişi var acaba ülkemizde? ’Evet biz Hıristiyanlar’a da Müslümanlar’a da baskı yapıyoruz’diyor. Eğer baskı yapılıyorsa sen 6 yıldır iktidarsın o baskıyı kim önleyecek? Biz dinimizi özgürce en iyi şekilde yaşıyoruz. 70 milyonun yaşadığı İslamiyet’ten bir sıkıntısı bir şikayeti yok. Hepimiz 1000 yıldan beri Müslümanız. O Tayyip Erdoğan daha anasının karnına düşmeden bu millet müslümandı.

ERGENEKON ELEŞTİRİSİ: ’Niçin bunu yapıyorsunuz?’ dediğimiz zaman, ’Bunlar Ergenekon’u kurdu’diyorlar. Eee, nasıl kurmuşlar, ne yapmışlar? Uğur Mumcu’yu, Ahmet Taner Kışlalı’yı bunlar öldürmüşler, Danıştay saldırısını bunlar yapmışlar. Ergenekon yetmiyor daha da tarihin derinliklerine gidiyorlar. ‘Agarta’ diyorlar. Hukuk ciddi bir iştir. Hukuk bir toplumun düzeninin dayanağının temelidir. Hukuk safsata ile masal ile efsane ile olmaz. Hukuk kanıtla, gerçekle, tanıkla olur.,vatan

İllerin milletvekili sayıları değişti

İstanbul'un vekil sayısı 70'den 85'e çıktı. Diğer illerdeki değişiklikler için tıklayın..


Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 2007 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre illerin çıkaracağı milletvekili sayısını yeniden belirledi. Buna göre, İstanbul’un çıkaracağı milletvekili sayısı 70’ten 85’e, Ankara’nın 29’dan 31’e ve İzmir’in 24’ten 26’ya yükseldi.

YSK’nın, 2007 yılının sonunda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "adrese dayalı nüfus kayıt sistemi" sonuçlarına göre milletvekili sayısının illerin nüfusuna göre dağılımının belirlenmesine ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Yeni dağılıma göre 24 ilin çıkaracağı milletvekili sayısı azaldı, 11 ilin çıkaracağı milletvekili sayısı ise arttı. 56 ilin çıkaracağı milletvekili sayısında ise herhangi bir değişiklik olmadı.

Çıkaracağı milletvekili sayısı artan kentlerin başında İstanbul geliyor. Daha önceki seçimlerde 70 milletvekili çıkaran İstanbul, son verilere göre 85 milletvekili çıkaracak. Ankara’nın çıkaracağı milletvekili sayısı 29’dan 31’e, İzmir’in çıkaracağı milletvekili sayısı da 24’ten 26’ye yükseldi.

İkişer milletvekili kaybedecek olan Konya 14, Trabzon 6, Tokat 5 milletvekiliyle parlamentoda temsil edilecek.

SEÇİM BÖLGELERİ

YSK, İstanbul, Ankara ve İzmir’in seçim bölgelerinin milletvekili
dağılımını da hesapladı.

Buna göre 3 seçim bölgesinden oluşan İstanbul’da birinci seçim bölgesinin milletvekili sayısı 24’ten 30’a, ikinci seçim bölgesini milletvekili sayısı 21’den 28’e, üçüncü seçim bölgesinin milletvekili sayısı 25’ten 27’ye yükseldi.

İki seçim bölgesinde

Aygün bu mesajı mı taşıdı?


Sinan Aygün’ün STK’ların “Sağduyu Çağrısı” yapıldığı gün yani 26 Mart’ta verdiği mesaj, akıllara birçok soruları da getiriyor. STK’ların bildirisinde parti kapatma konusu vardı ancak Ergenekon’un adı bile geçmiyordu

Yerli ya da yabancı hiçbir istihbaratçıyla, soruşturmayı yürüten savcılarla ve operasyonları sürdüren polislerle görüşmeden, sadece açık kaynaklara bakarak Ergenekon’u yakından izlemeye çalışıyorum. Medyaya sızdırılan bilgilere ve suçlananların veya yakınlarının yaptıkları savunmalara baktıkça, benim de kafam, kamuoyunun çoğu gibi, aydınlanmak yerine daha da karışıyor.

Örneğin ta başından beri Ergenekon’un tepesinde “Bir Numara” adı verilen biri bulunduğu söylendi ve bu kişi tarif edildi. Ama bugüne kadar bu tarife uyan kimse gözaltına alınmadı. “Yoksa böyle biri yok mu? Varsa ne zaman yakalanacak? Alınmayacaksa niçin?” sorularına şimdilik herhangi bir cevap gelmedi.

Önceki gün Hürriyet’te Enis Berberoğlu’nu okuyunca kafalardaki en önemli sorulardan birinin cevabının verilmek üzere olduğunu görüp sevindim. Soru şu: Ergenekon soruşturmasıyla AKP’ye açılan kapatma davası arasında bir ilgi var mı? Varsa nasıl?

Bilindiği gibi bazı AKP’liler, Başsavcı Yalçınkaya’nın davayı, dördüncü dalgadan sonra, yani Ergenekon’da derinlere inildiği için açtığını iddia edebildiler. Buna karşılık bazı ulusalcılar da İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu gibi isimleri içeren beşinci dalgayı kapatma davasının misillemesi olarak gördü. Ve son büyük operasyonun özel olarak Başsavcı’nın Anayasa Mahkemesi’nin karşısına çıkacağı güne denk getirildiğini ileri sürenler oldu. Nihayet, son günlerde giderek yaygınlaşan AKP’nin kapatılma ihtimalinin azaldığı yolundaki değerlendirmelerin temelinde de Ergenekon soruşturmasının izlediği seyir var.



Bir dizi soru

Usta gazeteci Berberoğlu önceki gün şöyle yazdı: “Aygün dünkü konuşmamızda Genelkurmay’a verdiği mesajın sahibini ve içeriğini açıklamadı, ısrarlı sorularımı yanıtsız bıraktı. Ancak çok yakın çevresinden aldığım izlenim, bu mesajın hükümetin önemli bir üyesinden kaynaklandığı yolunda.”

Yani önemli bir bakan söz konusu. O zaman şu soruları sorabiliriz:

1) Aygün 1 Mayıs’ta gerçekten önemli bir bakanla mı telefon görüşmesi yaptı?

2) Bu iddia doğruysa bu bakan kim?

3) Bu iddia doğruysa, söz konusu kişi ile TSK arasında ne tür bir mesaj taşıyordu?

4) Normalde bir dizi iletişim ve koordinasyon mekanizmasına sahip olan bu iki kurum neden üçüncü şahıslar üzerinden mesajlaşmak ihtiyacı hisseder?

5) Eğer bu iddialar gerçekse, söz konusu bakan bu temasları Başbakan Erdoğan’ın bilgisi dahilinde mi yaptı?

6) Aygün’ün telefonlarını izleyip dinleyenler nasıl olur da konuştuğu “abi”nin kim olduğunu bilmezler? Bilmediler diyelim, gerçekten önemli bir bakan söz konusuysa sesini nasıl tanımazlar?

7) Soruşturmayla ilgili ilginç ve bazen de çok gerekli olmayan ayrıntıları (örneğin İlhan Selçuk’un Fashion TV merakını) sızdıran merciler neden bu görüşmeyi bugüne kadar medyaya servis etmediler?

8) Eğer bu görüşme sızdırıldıysa neden bugüne kadar hiçbir yerde yayınlanmadı?

Aygün’ün 26 Mart mesajı

Sorular uzatılabilir, ama burada kesip başa dönmek istiyorum: Berberoğlu’nun haberi bana neden Ergenekon soruşturmasıyla AKP’ye açılan kapatma davası arasında bir ilgi olup olmadığı tartışmasını düşündürttü? Zira Aygün’ün tam da ortalık iyice kızışmış ve sağduyu arayışları yoğunlaşmışken her iki olayı birbirine bağlayan çarpıcı bir demeç vermiş olduğu aklımda kalmıştı. Uzun aramalar sonucu internette bulduğum bu demecin tarihi 26 Mart 2008. Yani TOBB’un önderliğindeki “Sağduyu Çağrısı”nın olduğu gün. Samanyolu Haber muhabiri Aygün’e STK’ların ortak açıklaması hakkındaki fikrini sormuş ve aynen şu cevabı almış: “Ergenekon’u da durdurun diyor, parti kapatmayı da durdurun mesajı var orda. Yani bence güzel bir mesaj.”

Halbuki STK’ların bildirisinde parti kapatma konusu vardı ancak Ergenekon’un adı bile geçmiyordu. O günlerde kimileri bunu Aygün’ün her zamanki ilginç çıkışlarından biri olarak görüp önemsememişti. Ancak Ergenekon’da sonuna kadar gidilmesini savunan bazı medya kuruluşları ve köşe yazarları Aygün’ün sözlerini ciddiye alıp Başbakan Erdoğan’a “Sakın Ergenekon’da geri adım atmayın” diye baskılarını artırmışlardı.

Şimdi daha öncekilere ek olarak şu soruları sorabiliriz:

1) Aygün’ün “abi”sinin kim olduğu ve ne tür mesajlaşmaların söz konusu olduğunu ne zaman öğrenebileceğiz? Bunun için Aygün’ün de aralarında bulunduğu son sanıklar hakkında ek iddianamenin hazırlanmasını mı bekleyeceğiz?

2) Bu telefon konuşmasının detaylarından hükümetin, mesela Başbakan’ın haberi var mı?

3) Aygün, Berberoğlu’nu yazılı olarak yalanladı ama usta gazeteci elinde belge olduğunu söylüyor. Haberde adı geçen diğer kişi ve kurumlar (yani hükümet ve TSK) herhangi bir açıklama yapacak mı?

4) Kapatma davası ile Ergenekon soruşturması hakkında hiçbir ilişki olmadığı konusunda kamuoyunu ikna edebilecek herhangi bir merci veya kişi mevcut mu?

Geri mi dönüyor?

 
Hasan Doğan'ın vefatı nedeniyle 22 Ağustos'ta yapılacak TFF Başkanlık seçimine Haluk Ulusoy'un yeniden aday olacağı öğrenildi.

Hasan Doğan'ın vefatı nedeniyle 22 Ağustos'ta yapılacak TFF Başkanlık seçimine Haluk Ulusoy'un yeniden aday olacağı öğrenildi. Ulusoy ve eski kurmayları bu akşam TFF eski başkanvekili Kemal Ünsal'ın oğlunun Ankara Atlı Spor Kulübü'nde yapılacak düğününde bir araya gelecekler. Ulusoy'un, kurmayları ve Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın'ın düğün öncesi bir toplantı yaparak strateji belirleyecekleri ifade edildi.

Eski başkanın çoğu kulüp başkanlarını ve delegeleri arayarak destek arayışına girdiği de bildirildi. Ulusoy'un adaylığını, önümüzdeki günlerde resmi olarak açıklaması bekleniyor.

2 DÖNEM BAŞKANLIK YAPTI

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı için nabız yoklayan Haluk Ulusoy daha önce iki kez bu görevi yaptı. 1997 yılında Abdullah Kiğılı'dan görevi devralan Ulusoy TFF'nin 42. başkanı olarak 7 yıl boyunca bu koltuğa oturdu. Döneminde A milli futbol takımıız 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası'na ilk kez gitti. 2002'de ise Dünya üçüncüsü oldu. 2004'te Levent Bıçakçı başkanlık koltuğunu devralsa da 2006 yılında Ayhan Bermek ile girdiği başkanlık yarışını 7 oyla kazanarak yeniden bu görev geldi. Şubat 2008'de Hasan Doğan 237 delegenin 222'sinin oyunu olarak başkan seçilirken Ulusoy'u tahtından etti. Ancak Doğan'ın vefatı ile Ulusoy yeniden göreve talip olma sinyalleri verdi. Ulusoy 22 Ağustos'ta seçilirse 4 dönem başkanlık yapan Orhan Şeref Apak'tan sonra 3 dönemle başkanlık yapan ilk ve tek isim olacak.