Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 4 maddesini veto etti ve hükümete iade etti.
Cumhurbaşkanı
Gül, 5803 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 59, 60, 66 ve 67'nci
maddelerini bir kez daha görüşülmesi için Türkiye Büyük Millet
Meclisi'ne iade etti.
Telekomünikasyon Kurulunun 7 üyesinin
maaşının,(Telekomünikasyon Kurulunda Başkan Tayfun Acarer ile üyeler
Galip Zerey, Ayhan Beydoğan, Murat Ataç, Hamdi Atalay, İhsan Kulalı ve
Selçuk Nursoy) Başbakanlık Müsteşarı'nın ücretine sabitlenip, görevden
ayrılanlara da 2 yıl aynı ücretin ödenmesini öngören düzenleme
kamuoyunda ‘’Ballı Yasa’’ olarak biliniyordu.
Yasa ile kurulun
başkanı Tayfun Acarer ve 6 üye, görevden ayrılıp başka bir yerde
çalışsalar dahi, Müsteşar kadar maaş alacaklardı. Görevden ayrıldıktan
sonra hiçbir yerde çalışmayana ise, 2 yıl süreyle maaş ödenmeye devam
edilecekti.
Gül, böylece Cumhurbaşkanlığı yaptı süre
içinde ilk kez bir yasayı hükümete iade etmiş oldu. Gül daha önce,
atamalar dışındaki işlere ilişkin 8 Bakanlar Kurulu kararını ise iade
etmişti.
Çankaya'dan yapılan açıklamada iadenin gerekçesi şöyle açıklandı:
1)
İncelenen Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ü) bendinde
"Elektronik haberleşme sektöründe, bağımsız denetim faaliyetine ilişkin
esasları, bağımsız denetleme faaliyetlerinde bulunacak kuruluşların
kuruluş şartlarını, çalışma esaslarını ve çalıştıracağı personelin
niteliklerini belirlemek" Kurumun görev ve yetkileri arasında
sayılmaktadır. Kanunun 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasında ise,
"Kurumda denetçi olarak görev yapanlar ile Kurum düzenlemeleri
çerçevesinde denetçi sayılanlara, Kurumca görevleri sona erdiğinde,
elektronik haberleşme sektöründe bağımsız denetçilik yapabileceğine
ilişkin bir belge düzenlenir. Bunlar, Kurumdaki görevlerinden
ayrılmalarını müteakip, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet
Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5) ve
(7) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartlar ile ceza veya disiplin
soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak koşullarını
korudukları sürece, elektronik haberleşme sektöründe bağımsız denetçi
olarak görev alabilirler. Bağımsız denetim kuruluşları elektronik
haberleşme sektörüne ilişkin faaliyetlerini bu denetçiler vasıtasıyla
yürütür" kuralı yer almaktadır.
İncelenen 5803 sayılı Kanunla
getirilen "bağımsız denetim" müessesesine bağlı olarak, 6 ncı maddede
bağımsız denetim kuruluşlarının çalıştıracağı personelin niteliklerini
belirleme hususunda Kuruma görev ve yetki verilirken, 59 uncu madde ile
bağımsız denetim kuruluşlarının en önemli insan kaynağını oluşturan
"bağımsız denetçi"lerin Kurumda denetçi olarak görev yapan veya Kurumca
denetçi sayılanlardan karşılanması zorunluluğunun getirilmesi, 6 ncı
madde ile Kuruma verilen yetkiyi anlamsız kılmaktadır. Kaldı ki, 59
uncu maddenin beşinci fıkrasında Kurumda "denetçi" olarak görev
yapanlardan bahsedilmesine karşılık, Kanunun eki kadro cetvellerinde
"denetçi" kadro ve unvanı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan,
bağımsız denetim kuruluşlarında istihdam edilecek denetçilerde aranacak
şartlar özellik göstermesine rağmen, anılan beşinci fıkrayla Kurumun,
bağımsız denetim kuruluşlarının elektronik haberleşme sektörüne ilişkin
faaliyetlerinde istihdam edeceği denetçilerin münhasır kaynağı haline
getirilmesi, kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden sakınca
taşımaktadır.
2) İncelenen Kanunun 53 üncü maddesinin birinci
fıkrasında, Kanun kapsamındaki cihazların Kurum tarafından yayımlanacak
teknik düzenlemelere ve ilgili güvenlik koşullarına uygunluğu, bu
konularda üretici ve dağıtıcıların yükümlülüğü, bu cihazların piyasa
gözetimi ve denetiminde Kurumun yetki ve sorumluluğu ile Kurum
tarafından belirlenecek onaylanmış kuruluşların sorumlulukları
hususunda 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanmasına
ve Uygulanmasına Dair Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı kurala
bağlanmış, idarî yaptırımları düzenleyen 60 ıncı maddesinin altıncı
fıkrasında da, bu fıkraya aykırılık halinde Kurumca verilecek idarî
para cezalarının, anılan 4703 sayılı Kanunun 12 nci maddesindeki
tutarların bir katından dört katına kadar artırılarak uygulanacağı
hüküm altına alınmıştır.
İdarî para cezalarının bu şekilde
artırılmasının gerekçesi, madde gerekçesinde "Ayrıca, doğrudan veya
dolaylı olarak güvenli olmayan ürünlerin piyasaya arzını önlemeye
yönelik olmak üzere, dağıtıcı, üretici ve onaylanmış kuruluşlara, 4703
sayılı Kanunun 12 nci maddesinde düzenlenen idarî para cezalarının
sektörel bazda yeteri kadar caydırıcı olmadığının gözlenmiş olması
nedeni ile yükümlüleri caydırmak amacı ile telekomünikasyon sektörüne
özgü olmak üzere bir kat artırılarak uygulanacağı belirtilmiş, ancak,
yeni ihlallerin olmasını önlemek için, bu Kanun hükümlerine aykırı
hareket edenler hakkında para cezalarına konu fillerin bir yıl içinde
tekrarı halinde, uygulanacak idarî para cezalarının her tekrar için
dört katı olarak uygulanacağı öngörülmüştür" denilerek açıklanmıştır.
Ancak,
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 2 nci maddesinin (f) bendi ile
Kuruma, "mevzuata, görev ve imtiyaz sözleşmesine, telekomünikasyon
ruhsatı veya genel izin şartlarına" aykırılık halinde ilgili
işletmecinin bir önceki takvim yılındaki cirosunun yüzde üçüne kadar
idarî para cezası uygulama yetkisi tanındığı halde, incelenen Kanunun
60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında bu yaptırım, "ilgili hizmetin bir
önceki takvim yılındaki net satışlarının yüzde beşine kadar idarî para
cezası" şeklinde belirlenmiş ve aynı maddenin altıncı fıkrasıyla
yapılan düzenlemenin gerekçesiyle çelişen bir değişiklik
gerçekleştirilmiştir.
Bu değişiklik, uygulanacak idarî para
cezalarını önemli ölçüde düşüreceği gibi, işletmecilerin birçok hizmeti
birlikte sunmaları, hizmetler arasındaki yakın ve yoğun ilişki
karşısında "ilgili hizmet"in ne şekilde tespit edileceği, "ilgili
hizmet"le bağlantılı net satışların tespitinin nasıl yapılacağı
hususlarında incelenen Kanunun düzenleme içermemesi sebebiyle
ihtilaflara yol açacak niteliktedir. Her ne kadar incelenen Kanunun 21
inci maddesinde hesap ayrımı ve maliyet muhasebesi ile ilgili hususlar
düzenlenmiş ise de, bu madde ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip
işletmecilere ilişkin olup sektördeki diğer işletmecileri
kapsamamaktadır.
Bu itibarla, aykırılıkları ve ihlalleri önlemek
amacıyla uygulanacak idarî yaptırımların etkinliği hususunda tereddüt
uyandıran, ayrıca içerdiği muğlaklık sebebiyle Anayasanın 38 inci
maddesini ihlal eden mezkûr birinci fıkra hükmü uygun bulunmamıştır.
3)
İncelenen Kanunun 46 ncı maddesinde, telsiz cihaz ve sistemleri için
alınacak telsiz ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri ile teknik
muayene ve benzeri hizmetler karşılığında alınacak ücretler konusunda
Kanunun ekinde yer alan ücret tarifesine atıfta bulunulmuş, bu tarifede
belirlenen ruhsatname ücretinin elli katı kadar idarî para cezasının
uygulanacağı aykırılık hallerini düzenleyen 60 ncı maddenin beşinci
fıkrasında ise, "… bu Kanunun 46 ncı maddesine ekli ücret tarifesinde…"
denilerek, kanun yapma tekniğine uygun olmayan bir atıf yapılmıştır.
4)
Yine incelenen Kanunun Beşinci Kısmında "onaylanmış kuruluşlar ve
piyasa gözetimi"ne ilişkin hususlar düzenlenmiş, bu kısımda yer alan ve
iki fıkradan oluşan 57 nci maddede teknik uyumluluğa ilişkin düzenleme
yapılmıştır. 60 ıncı maddenin bu düzenlemelere aykırılığı idarî
yaptırıma bağlayan yedinci fıkrasında ise, "Bu Kanunun 57 nci
maddesinin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere, maddenin üçüncü
fıkrasında belirtilen haller hariç olmak üzere cihaz başına onbin
liradan yirmibin liraya kadar ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere
onmilyon liraya üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere, beşyüzbin
liradan birmilyon liraya kadar idarî para cezası verilir" denilmiştir.
Tasarıda
üç fıkra halinde düzenlenen 57 nci maddenin, Komisyonca iki fıkraya
indirilerek kabul edilmesi ve Genel Kurulda bu şekilde kanunlaşması
sebebiyle hatanın ortaya çıktığı düşünülmekle birlikte, kanunlaşan
metinde bulunmayan üçüncü fıkra ile ilgili istisna öngören ve bu
fıkraya aykırılık halinde uygulanacak cezayı hükme bağlayan 60 ıncı
maddenin yedinci fıkrası uygulanabilir bir hüküm olarak
değerlendirilmemiş ve bu sebeple uygun bulunmamıştır.
5)
İncelenen 5803 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan hükümleri
belirleyen 66 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarıyla 406 sayılı
Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı Telsiz Kanununun, bazı
hükümleri dışında yürürlükten kaldırılması öngörülmüştür. Ancak,
yürürlükte kalması öngörülen hükümler arasında adları geçen Kanunların
yürürlük ve yürütme maddelerinin de bulunmaması, yürürlükte kalmaya
devam eden hükümlerin uygulanmasında sakıncalar doğuracağından, usule
uygun bulunmamıştır.
6) 67 nci maddenin ikinci fıkrasının (a)
bendi ile 2813 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin dördüncü fıkrası
değiştirilerek "Kurumun hizmet birimleri hukuk müşavirliği, daire
başkanlıkları ve müdürlükler şeklinde teşkilatlanan ana hizmet, danışma
ve yardımcı hizmet birimleriyle bölge müdürlükleri şeklinde
teşkilatlanan taşra teşkilatı birimlerinden oluşur. Hizmet birimleri,
bu Kanunda belirtilen faaliyet alanı, görev ve fonksiyonlara uygun
olarak Kurumun teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan
yönetmelikle belirlenir" hükmü getirilmiş yine aynı hükümle
değiştirilen ondördüncü fıkrada "Hizmet gereklerinin zorunlu kıldığı
hallerde, Ülke genelinde toplam sayısı onu geçmemek üzere, Kurul
kararıyla taşra teşkilatı kurulabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Böylece, taşra teşkilatının bölge müdürlüğü şeklinde hizmet birimi
olduğunu ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelikle
hizmet birimlerinin belirleneceğini kurala bağlayan dördüncü fıkra
hükmü ile bölge müdürlüğünün Kurul kararıyla kurulmasını öngören
ondördüncü fıkra hükmü arasında çelişki doğmuştur. Bu sebeple,
ondördüncü fıkra hükmü uygun bulunmamıştır.
7) 67 nci maddenin
ikinci fıkrasının (a) bendi ile 2813 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrası değiştirilerek, meslek personeli olarak belirli
alanlarda uzmanlığa atanabilmek için, uzman yardımcılığında en az üç
yıl çalışmak, olumlu sicil almak ve hazırlanacak tezin kabul edilmesi
şartları getirilmiş, dolayısıyla yeterlik sınavında başarılı olmak gibi
bir şarta yer verilmemiştir. Ancak bu fıkranın sonunda Kuruma düzenleme
yetkisi verilirken, "Uzman ve uzman yardımcılarının giriş ve yeterlik
sınavları ... Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir"
denilmiştir. Bu çelişkinin de uygulamada sorunlara yol açacağı
düşünüldüğünden, fıkra uygun bulunmamıştır.
8) 67 nci maddenin
ikinci fıkrasının (b) bendi ile 2813 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin
dokuzuncu fıkrasının son cümlesi değiştirilerek, Kurul Başkan ve
üyelerinin görev sürelerinin sona ermesi veya görevden ayrılma
isteğinde bulunmaları halinde kamu görevlisi iken üyeliğe atananların,
memuriyete giriş şartlarını kaybetmemeleri kaydıyla, önceki
kurumlarında kadro şartı aranmaksızın mükteseplerine uygun bir göreve
mevcut özlük haklarıyla atanacağı, bir kamu kurumunda çalışmayanlardan
Kurul Başkan ve üyeliğine atanıp yukarıda belirtilen şekilde görevi
sona erenlere herhangi bir göreve veya işe başlayıncaya kadar, yukarıda
sayılan her türlü ödemelerin iki yıl süreyle Kurum tarafından
yapılmasına devam olunacağı hükme bağlanmıştır.
Söz konusu
düzenleme görevden ayrılan Kurul Başkan ve üyelerinden kamu görevlisi
olanların mevcut özlük haklarının yeni atandıkları kadroya ait her
türlü ödeme ile eşitleninceye kadar ödeneceği konusunda bir hükme yer
vermemesi sebebiyle, bu kişilerin emekli oluncaya ve memuriyetten
ayrılıncaya kadar, kamu görevlisi olmayanların da iki yıl süreyle,
gelen zamlardan da yararlanarak Kurul başkan ve üyelerinin özlük
haklarını almaya devam etmeleri söz konusu olabileceğinden, yapılan
düzenleme kamu yararına uygun bulunmamıştır.
9) 67 nci
maddenin ikinci fıkrasının (b) bendiyle 2813 sayılı Kanunun 8 inci
maddesine eklenen onbeşinci fıkrada, "Başkanın ve II. Başkanın
bulunmadığı durumlarda kurum başkan yardımcılarından birisi Kuruma
ilişkin görevlerinde Başkana vekâlet edebilir" kuralı yer almıştır.
Kurum, Kurul ve Başkanlık teşkilatından oluşmaktadır. Düzenleme bu
şekliyle, Kurul üyesi olmayan Başkan yardımcılarının Başkana vekalet
ederken, üyesi olmadıkları halde Kurul toplantılarını da idare
etmelerine imkan verecek genişliktedir. Bu sebeple, fıkra metninde
"Başkanlığa ilişkin" ibaresinin kullanılması gerekirken "Kuruma
ilişkin" ibaresinin kullanılması uygun görülmemiştir.
10) 67
nci maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendiyle 2813 sayılı Kanuna eklenen
geçici 8 inci maddenin ikinci fıkrasında, "1/5/2008 tarihi itibariyle
Kurumda kurum başkan yardımcısı, daire başkanı, hukuk müşaviri, bölge
müdürü kadrolarında bulunanlar ve bunların dışındaki birim amirleri
görevden alınmaları halinde, kadro şartı aranmaksızın başkanlık
müşaviri olarak atanmış sayılırlar. Bunlar, eski kadroları için
öngörülen, mali, sosyal ve emekliliğe dönük her türlü özlük haklarını,
daha sonra ortaya çıkabilecek artışlar dahil, almaya devam ederler"
hükmüne yer verilmiştir. Takdir yetkisi çerçevesinde yapılacak
değerlendirme sonucunda kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden
bulundukları görevlerden alınmaları gerekiyor ise, bu durumdaki bir
kısım Kurum personeline, 1/5/2008 tarihi itibariyle belli görevlerde
bulunmaları gözetilerek, istisnai düzenleme yapılması kanun önünde
eşitlik ilkesini zedelemektedir.
Yayımlanması yukarıda açıklanan
gerekçelerle uygun görülmeyen 5803 sayılı "Elektronik Haberleşme
Kanunu", 59, 60, 66 ve 67 nci maddelerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisince bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104
üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.,