Körfez DP'ye Soylu morali
DP Körfez İlçe Teşkilatı'nın 1. olağan kongresine genel başkan Süleyman Soylu damgasını vurdu. Soylu, gerek konuşması gerek sempatik tavırlarıyla ilgi odağı oldu
DP Körfez İlçe Teşkilatı'nın 1. olağan kongresi dün Yarımca Kasabam Restaurant'ta, havanın da sıcak olması göz önünde bulundurularak açık alanda yapıldı. DP'nin ilimizdeki en sağlam kalesi durumunda olan, teşkilatın en aktif konumda olduğu ilçesi Körfez'in kongresi şölen havasında geçti. 403 delegenin oy kullanma hakkının bulunduğu kongrede 18 yönetim kurulu üyesi, 9 disiplin kurulu üyesi ve 48 il delegesi seçildi. Mevcut başkan Fevzi Canbaz'ın tek aday olarak girdiği kongreye buna rağmen geniş katılım sağlandı. DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'nun da katıldığı kongrede Soylu davul zurna eşliğinde karşılandı. Soylu, Yarımca sahiline girer girmez kurban kesildi. DP bayraklarıyla süslenen mekanda Beyaz Yürüyüş'ün de startı verildi. Kongrenin divan başkanlığını Ersin Soykan yaparken üyeliklere Orhan Bozkurt, Eyüp Çakal, Remzi Çeri, Arif Negiz ve Vedat Sezer seçildi.
Gözler Kazım Dinç'i aradı
Eski ve yeni partilileri bir araya getiren kongreye İhsaniye Belediye Başkanı Ahmet Levent, Karamürsel Belediye Başkanı İsmail Yıldırım, DP Genel Başkan Yardımcıları Harun Akın, Vedat Demir ve Erdal Taşkın, DP İl Başkanı Ercüment Şahin, ilçe başkanları, GİK Üyesi Ersin Soykan, MYK Üyesi Orhan Bozkurt, CHP Körfez İlçe Başkanı Turgay Aksu, KTO Başkanı Mustafa Efe, KTO yönetim kurulu üyeleri Mikdat Özpınar, Arif Kızılkaya, Ali Akova, Ahmet Önal, Osman Çalık, Ömer Sönmez, Balkan Türkleri Genel Başkanı Muhsin Moralı, çok sayıda dernek başkanı ve iş adamları katıldı. Kongreye DP'nin ağır toplarından katılım olmaması ise gözlerden kaçmadı. Son dönemde AKP'yle flört halinde olan Sağlık eski Bakanı Kazım Dinç'in yanı sıra Kocaeli eski milletvekili İsmail Kalkandelen de kongreye katılmadı.
Bizim mayamız sağlam
Kongrenin açılış konuşmasını yapan DP Körfez İlçe Başkanı Fevzi Canbaz, "Bu kalabalığı görmek ne kadar güzel bir duygu. Artık bizim siyasetimizin ne kadar ilkeli, ne doğru olduğunu herkes biliyor. AKP hükümeti iktidara geldikten sonra ülkemizi çıkmaz sokağa sürükledi. İGSAŞ'ı, PETKİM'i, TÜPRAŞ'ı sattılar, yerine çim ektiler. İnsanlar fakirleşti. Hep kendi adamları zenginleşti. Duyduğuma göre Büyükşehir Belediyesi 12 trilyon parayı Ramazan ayında benim milletime erzak dağıtmak için ayırmış. Bunlarla işimiz çok zor. Artık iktidara gelip bunların yaptıklarına DP olarak son vermemiz lazım. Bizim hamurumuz mayamız sağlam, artık milletimiz gerçekleri görüyor. Kongremizin ilçemiz milletimize hayırlar getirmesini diliyorum" dedi.
Geleceğin genel başkanı
Canbaz'ın konuşmasının ardından kürsüye DP Genel Başkanı Süleyman Soylu çıktı. Soylu kürsüye divan başkanı Ersin Soykan'ın, "Kıratın yeni süvarisi, geleceğin başbakanı" sözleriyle çıktı. Bir saat boyunca hiç mola vermeden konuşan Soylu, kan ter içinde kaldı. Soylu, özetle şunları söyledi; "6 Ocak tarihinde yapılan DP Genel Kongresi'nde Türkiye'de yeni bir heyecan, yeni bir umut doğdu. Bu sevdaya inanarak, büyük bir kararlılıkla mücadele etmeye başladık. 39 yaşında bir Türk evladı olarak 6 Ocak'ta üzerime verilen görevin bilincini bilerek bu yola çıktım. Türkiye'yi karış karış gezerek insanlarımızı ziyaret edip onların dertlerini dinledim. Herkesin sıkıntısı aynı. Kimse hükümetten memnun değil. Zaten memnun olmamaları gerekiyor. Bu ülkeyi çıkmaza sürükleyen hep kendileri için çalışan AKP iktidarına benim ülkemin esnafı, işçisi, çiftçisi, gençleri ve kadınlarının sandık başında hesap soracağından şüphem yok.
Beyaz Yürüyüş'ü anlattı
Bizim başlattığımız "Beyaz Yürüyüş" ile artık ülkede yeni bir huzur doğacak. Ben artık zengin bir Türkiye istiyorum. Bu ülkede insanların başı dik bir şekilde çıkmasını istiyorum. Beyaz yürüyüşü gerçekleştireceğiz. Beyaz yürüyüş nedir? Ahlaklı devlet, ötekisi olmaya Türkiye'dir. Beyaz yürütüş Adalet Partisi'dir, Türkiye partisidir, beyaz yürüyüş Demokrat Parti'dir. Biz Türkiye'nin en güçlü partisi olarak kıratımızı ayağa kaldıracağız. Halkımız rahata huzura ulaşacak. Türkiye'yi yalancı bahar olarak idare eden bu hükümetten kurtaracağız. Onları silkelemek için adım adım dolaşıyorum. Onlara bir daha fırsat vermemek için Türkiye'yi karış karış geziyorum. Sizden kuvvet almak için buraya geldim. Ben merak ediyorum başbakan Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nden kurtuldun da bu Süleyman Soylu'dan nasıl kurutulacaksın."
Soylu, yemin ettirdi
Soylu sözlerini bitirirken kongreye katılanlara söz vermelerini istedi. Soylu'nun istediği söz, "Bu zulüm iktidarından ülkeyi kurtarmak için söz veriyor musunuz" oldu. Partililerde alkışlarla 'evet' dediler. Soylu'da son sözünü "Ben de bu insanlara, bu demokratlara bir söz veriyorum. Asla ama bir daha asla boynunuzu yere eğdirmeyeceğim" şeklinde bitirdi. Konuşmasını tamamlayan Soylu, ter içinde kalan gömleğini değiştirdekten sonra partililere veda ederek kongreden aydıldı. DP'de kongre süreci 5 Eylül'de Karamürsel ilçe teşkilatıyla devam edecek.
Kaynak: Bizim Kocaeli
Süleyman Soylu Demirel Kokuyor
|
|
|
AĞAR, 22 Temmuz seçimleri sonrası istifa etmiş ama parti tabanının "Bizi bırakma" diyeceklerini sanmış, bu gerçekleşmemişti.
DEMOKRAT PARTİ'nin 22 Temmuz sonrası taban davranışını siyaset yorumcuları fazla değerlendiremediler. Hiçbirimiz AĞAR'a "GİTME" denilmemesinin dinamik bir alt yapı bütünleşmesi olduğunu sezemedik.
Adı, Türkiye genelinde çok az duyulmuş partili genç bir adam kongreyi vurdu, aldı.
SÜLEYMAN SOYLU, genel başkan olduğunda kimse kendisine hiçbir avans vermedi.
Bu arada en ilginci AKP, DEMOKRAT PARTİ'nin dağılma sürecini hızlandırmak için kanca attı. Gereğini yaptı.
DEMOKRAT PARTİ tabanı hiçbir umuda yaslanmadan, siyasette yılların deneyimi ile edinilen öngörüyü kullanarak "AKP"nin saltanat, akçalı akçasız ikbal sağladığı tüm tekliflere "HAYIR" dediler.
SÜLEYMAN SOYLU on yedi yaşında, Türkiye'nin en büyük nüfuslu ilçesi Gaziosmanpaşa'da, Adalet Partisi Gençlik Kolları'nda siyasete başlamış, sekiz yıl sonra bu görkemli ilçede parti başkanlığını yüklenmişti.
Üç buçuk yıl İstanbul İl Başkanlığı yapmıştı.
On dokuz yaşındaydı ve yaşamda yıllar ona küçücük bir defo yüklememişti.
Pazar günü Körfez ilçenin Demokrat Parti Kongresi'nde tam yetmiş dakikalık bir konuşma yaptı SÜLEYMAN SOYLU.
Genel başkanlık sürecindeki performansı DEMİREL çözümlemeli siyaset odaklaşmasıydı.
Dağ taş gezerek, ayağına üşenmeden kapı kapı siyaset yapmaktı. Bire bir gönül almaktı. İsim unutmamak, yoluna çıkanı bir daha unutmamaktı.
Altı ayda kırk yedi il gezmiş, seksen beş bin kilometre yol kat etmiş partisini dinamize etmeyi başarmıştı.
Körfez'de ağustosun en sıcak pazar gününde, güneşin altında yetmiş dakika nefis bir konuşma yaptı. Gömleğinden ter akıyordu.
"Ve ben bu terin karşılığını alacağımı biliyorum" diyordu.
Emekle üretim arasında siyasette doğru orantı olduğunu kavramış, vurmuş, dağ yokuş aşıp geziyordu.
SÜLEYMAN SOYLU yaptığı konuşmada AKP'yi eleştirinin odağına oturtmuştu.
AKP için çok sevdiğim bir deyimi kullandı :
"Çoğunluğun, azınlığa faşizmi."
Rize'de başbakan "Yetim hakkı yiyenleri içimizde barındırmayacağız" demişti ya, SÜLEYMAN SOYLU bunu sıcağı sıcağına yorumladı:
"Başbakan yiyeni affetmem diyor. Yandın sen Tayyip Erdoğan yandın. Bunu gerçekten yaparsan etrafında adam kalmaz. "
Ve başbakanın "Türkiye büyüyor" sözüne de yanıt verdi.
Seksen yıllık cumhuriyeti 220 milyar dolar borçla devralmışlardı.
Altı ayda bu borç 485 milyar dolara çıkmıştı.
SOYLU, çok ciddi, çok inandırıcı, karşı konulamaz rakamlarla öylesine örnekler vererek bunu açıkladı ki, işte orada Demokrat Partililer ve dinleyenler bir DEMİREL tadı almaya başladılar.
"Bakın Cumhuriyet'in 1923'ten 2002 yılına kadar edindiği borç stokunda neler var.
Kıbrıs Savaşı var. PKK'nın açtığı savaşa harcanan milyar dolarlar var. İkinci Dünya Savaşı var. 1999 depremi var. Ereğli Demir Çelik, İskenderun Demir Çelik, Seydişehir, Tüpraş, Pektim tesisleri var. Basma fabrikaları, şeker fabrikaları, bez fabrikaları, otoyollar, boğaz köprüleri, barajlar, okullar, üniversiteler var. AKP bu borcu bu tesisleri satarak, savarak 495 milyar dolara çıkardı.
Ne yaptı da, nasıl yaptı da bu kadar borca batırdı Türkiye'yi...
Bunu düşünün. Türkiye büyüdü diyor. Türkiye'nin sadece borcu büyüdü."
SÜLEYMAN SOYLU konuşurken akla sesleniyor. Ortak aklı kullanarak kıyaslarla gerçeği dinleyenlere aktarıyor.
Körfez'de son dinlediğimle önceki dinlediklerim arasında çok fark var.
SÜLEYMAN SOYLU partisini inançla dokuyor. Kimsenin şüphesi olmasın DEMOKRAT PARTİ siyasette yükselen değer olmaya başladı.
Partinin tabanı dimdik ve ayakta.
Körfez düğünlerinin telaşındaki ve çok sıcak bir pazar gününde müthiş umut veren, kıpır kıpır bir kongre yaptı.
Siyasette kim ne düşünüyorsa, nasıl yorumluyorsa herkes DEMOKRAT PARTİ'yi hesaba katmak zorundadır.
DEMOKRAT PARTİ siyasete ciddi bir lider taşıdı.
O yılların kökü dal verdi. O dal ağaç olmaya gidiyor.
SOYLU'yu özenle ve dikkatle izliyorum.
SÜLEYMAN SOYLU GİDEREK SÜLEYMAN DEMİREL KOKUYOR...
Kaynak: Bizim Kocaeli/Tanju CILIZOĞLU
BAYAR, TÜRK SİYASETİNİN MODEL İNSANIYDI”
|
SOYLU: “BAYAR, TÜRK SİYASETİNİN MODEL İNSANIYDI” |
|
Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, DP’nin kurucu genel başkanı, 3’ncü cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın 22’nci vefat yıldönümü dolayısıyla Bursa’nın Umurbey Beldesi’nde bulunan anıt mezarında düzenlenen törene katıldı. |
Demokrat
Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, DP’nin kurucu genel başkanı, 3’ncü
cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın 22’nci vefat yıldönümü dolayısıyla
Bursa’nın Umurbey Beldesi’nde bulunan anıt mezarında düzenlenen törene
katıldı. Soylu, Bayar’ın Türk siyasetinin “model insanı” olduğunu
söyledi.
BURSA- Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, Celal Bayar’ı “Türk siyasetinin “model insanı” olarak tanımladı.
Soylu,
Demokrat Parti’nin kurucu genel başkanı, 3’ncü Cumhurbaşkanı Celal
Bayar’ın 22’nci vefat yıldönümü dolayısıyla Bursa’nın Umurbey
Beldesi’nde bulunan anıt mezarında düzenlenen törene katıldı.
Eski
Cumhurbaşkanı’nı unutmayan Soylu’ya törende Genel Başkan Yardımcısı
Harun Akın, Genel İdare Kurulu üyeleri Vedat Demir, Ayfer Arat, Mesut
Cesur ile Demokrat Parti il ve ilçe teşkilatlarının bulunduğu kalabalık
bir partili grup eşlik etti.
Törende Bayar’ın kızı Nilüfer
Gürsoy ile torunları Prof. Akile Gürsoy, Prof. Emine Gürsoy ve Yrd.
Doç. Dr. Bilge Gürsoy da hazır bulundu.
Celal Bayar’ın kabrine
çelenk bırakan Soylu, gerçekleştirilen devlet töreni sonrasında Celal
Bayar Vakfı’nda 3. Cumhurbaşkanı’nın hayatını anlatan 40 dakikalık
belgeseli izledi.
“TÜRKİYE’NİN BAYAR’I UNUTMASI MÜMKÜN DEĞİL”
Gazetecilerin Bayar’a yönelik sorularını da yanıtlayan Soylu, özellikle AKP’ye tepki gösterdi.
Bayar'ın
Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratikleşmesi, kalkınması, sanayileşmesi ve
ülkenin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşması noktasında önemli görevler
üstlenen bir cumhurbaşkanı olduğunu anlatan Soylu, “Büyük siyaset ve
devlet adamı rahmetli Bayar Türk siyasetenin model insanıydı.
Türkiye’nin kalkınmasına, büyümesine, demokratikleşmesine önemli
katkıları olmuştur. Bugünden bakınca bazılarına hikaye, masal gibi
gelen ama hayal bile edilemeyecek büyük bir hayat hikayesidir. Rahmetli
Bayar, Menderes, Koraltan ve Köprülü’nün kurduğu kurucu genel
başkanlığını Bayar’ın yaptığı Demokrat Parti halkımıza hizmetlerini bu
büyük insanlar sayesinde gerçekleştirmiştir. Türkiye’ye 40 Türkiye, 50
Türkiye ilave edilmiştir. Demokrat Parti aynı inançla, aynı
kararlılıkla, aynı azimle ve aynı ruhla yoluna devam etmektedir” dedi.
BAYAR İLE MENDERES’İ AYRIŞTIRMAK MÜNAFIKLIKTIR
Türkiye
ve bu toprakların Bayar ve Bayar gibilerini unutmasının mümkün
olmadığını söyleyen Soylu, gazetecilerin 22 Temmuz seçimleri öncesinde
AKP’ye yakın bazı derneklerin “Demokrasinin Yıldızları” başlığı ile
Atatürk, Menderes ve Özal'ı yan yana göstermelerini anımsatıp bunların
arasında Bayar'ın olmamasını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine şu
sert yanıtı verdi:
“Bayar ile Menderes'i ayrıştırmak,
münafıklıktır. Rahmetli Özal, Bayar, Menderes, Demirel'in, Türkiye'nin
büyümesine, kalkınmasına, demokratikleşmesine, bugün Türkiye'deki
sıkıntılar göz önüne alındığında, ortaya koydukları katkıların anlamı,
daha iyi anlaşılmaktadır. Belki tarihi değerlendirme içinde bazılarına
bu hayal gibi gelebilir, ama böyle bir değerlendirme yapmayı uygun
bulmuyorum. Özellikle, Bayar ve Menderes'in oturduğu post belli. Bu
post samimi, demokratik bir posttur. Bu post ilerici, kalkınmacı
gelişmeci bir posttur ve onların hayat tarzlarında, ötekisi olmayan bir
Türkiye olmuştur her zaman. Yani ayrıştırmamışlardır. Ben kendilerinin
de ayrıştırıldıklarından memnun olduklarına ihtimal vermiyorum.”
Kaynak: DP
Dehşet ifadeler
Eskişehir'de boşanma davası süren eşini,
kayınvalidesini, kayınpederini ve kız kardeşiyle evli kayınbiraderini
öldürdüğü iddia edilen şahsın yargılanmasına başlandı.
Ağır Ceza Mahkemesinde görülün davada, tutuklu sanık Ömer Korkar (29),
kız kardeşi Fatma Şengül, tanıklar Zafer Kor, Recep Akkuş ve Selami
Özdemir hazır bulundu.
Mahkeme heyeti, savcının iddianameyi okumasının ardından sanık
Korkar'dan savunma yapmasını istedi.
Korkar, "psikolojik rahatsızlığının bulunduğunu, mahkeme için hazır
olmadığını" öne sürdü.
Böyle bir olayın ve cinayetin olmasını istemediğini anlatan Korkar,
"Pişmanım. Rüyamda polis gördüm. Azrail ile konuşuyordum. Azrail
sürekli bana (Onları öldür, öldür) diyordu. Kulağıma sürekli bunu
fısıldıyordu. Ben de cinayetleri işledim. Şu anda savunma yapmayacağım"
dedi.
-KARDEŞİ ŞİKAYETÇİ OLDU-
Fatma Şengül, "eşinin katili olan öz ağabeyi Korkar'dan şikayetçi
olduğunu" söyledi.
Ağabeyi Ömer Korkar'ın, maktul eşi Ayşe Korkar'ı sürekli aldattığını
iddia eden Şengül, şunları kaydetti:
"Ayşe, Ömer'e boşanma davası açmıştı. Ağabeyim, onlardan intikam almak
için benim de eşimden ayrılmamı istiyordu. İntikam için daha sonra
berberde tıraş olan eşim Mehmet Çetin Şengül'ü (29) öldürdü. Evi arayıp
(oğlunuzu öldürdüm, gidin berberden alın) dedi. Eşim vurulmadan bir ay
önce de sürekli evi arayıp bizi tehdit ediyordu. Mutluluğumuzu
çekemiyordu. Eşimin mevliti okunduğu sırada eve baskın yaptı. Polisler
24 saat evin önünde nöbet tutulacağını söylemişlerdi. O gün evin önünde kimse yoktu.

Kapı çalıp (ben polisim) dedi. Kapıyı kayınvalidem Hemiyet
Şengül açtı. O sırada, kayınvalidemi kafasından vurdu. Daha sonra kayınpederim Metin Şengül ve eşi Ayşe Şengül'ü vurdu. Ben Ayşe'ye bir şey yapmasın diye onun üzerine kapanmıştım. Beni saçımdan çekip Ayşe'yi vurdu. Olayın azmettiricisi de öz babamdır. Mehmet, babamdan karşılıksız borç para almıştı. Babam daha sonra bu paranın ödenmesini istedi.
Bir kaç kişiye de (kiralık katil bulun, Mehmet'i öldürteceğim) demiş. Bunu
bana annem anlattı."
Mahkeme Heyeti, diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı erteledi.
-OLAY-
Esentepe Mahallesi Eğitimciler Caddesi'ndeki bir kuaförde 19 Ocakta kız
kardeşiyle evli kayınbiraderi Mehmet Çetin Şengül'ü tabancayla başından vurarak öldürdükten sonra kaçan ve olaydan üç gün sonra aynı mahallede oturan kayınvalidesi Hemiyet Şengül'ü (53), boşanma davası süren eşi Ayşe Korkar'ı (26) tabancayla öldüren ve kayınpederi Metin Şengül'ü (65)
ağır yaralayan Ömer Korkar, bir süre taziye için eve gelenleri rehin
aldıktan sonra teslim olmuştu.
Kayınpeder Metin Şengül, ağır yaralı olarak kaldırıldığı Eskişehir
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 6 Martta yaşamını
yitirmişti.,kaynak,vatan
Karateci Filiz, tekmeyle eşini öldürdü
DHA
ADANA'da 2 yıl önce evinde beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden Çukurova Üniversitesi Yapı İşleri Dairesi inşaat teknikeri 43 yaşındaki Kadir Ayhan Albay'ın katilini bulmak için 2 yıldır süren soruşturma tamamlandı. Savcı, katil zanlısı olarak teknikerin 10 yıllık eşi siyah kuşak sahibi karateci 31 yaşındaki Filiz Albay'ın cinayeti işlediği iddiasıyla dava açtı. Attığı tekmeyle eşinin beyin kanaması geçirmesine neden olmakla suçlanan Filiz Albay ile ona yardımcı olduğu iddia edilen sevgilisi 36 yaşındaki Ersin Erbak hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istendi.
Çiçekçi eşi Filiz Albay'dan boşanmak için dava açan ve ayrı yaşayan 2 çocuk babası Kadir Ayhan Albay, 2 Ekim 2006'da Yeşilyurt Mahallesi Altın Bulvar'daki Mirzaoğlu Apartmanı'ndaki evinde kanlar içinde bulundu. Eve geldiğinde eşini yaralı bulduğunu iddia eden Filiz Albay tarafından Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne götürülen Albay, 8 gün komada kaldıktan sonra hayatını kaybetti. Doktorların `şüpheli ölüm' raporu verdiği Albay'ın yapılan otopsisinde, `künt kafa travmasına bağlı beyin kanamasından ve beyin doku harabiyetinden' öldüğü belirlendi.

Cumhuriyet Savcısı Melih Çelik, yaptığı soruşturma sonunda Albay'ın karateci eşi ile onun sevgilisi olduğu öne sürülen çiçekçi Ersin Erbak tarafından öldürüldüğüne kanaat getirdi. Her ikisini de tutuklanmaları için 20 Şubat'ta mahkemeye sevk etti. Nöbetçi 1'inci Sulh Ceza Mahkemesi hakimi, delil yetersizliğinden Albay ve sevgilisi Erbak'ı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.
`TEKMEYLE BAŞINI DUVARLARA ÇARPTIRMIŞ'
Yaklaşık 2 yıl süren soruşturma sonunda Cumhuriyet Savcısı Çelik, iddianameyi hazırlayıp Albay ve sevgilisi Erbak hakkında `nitelikli kasten öldürmek' suçundan dava açtı. Savcı Çelik, hazırladığı iddianamede kareteci Filiz Albay'ın eşini nasıl öldürdüğünü şöyle anlattı:
"Filiz, boşanma davasından eşi Kadir Ayhan Albay'a boşanma davası açmadan önce Ersin Erbak ile gönül ilişkisine girdi. 2 sevgili, aralarında engel olarak gördükleri Kadir Ayhan Albay'ı öldürmeye karar verdi. Daha önce karate kursu alan Filiz, kendinde bulunan yedek anahtarla gece yarısı eve girdi. Tekmelerle, Kadir Ayhan Albay'ı başını duvarlara çarptırarak yaraladı. Sabah da çocukların okul eşyalarını almak bahanesiyle tekrar eve gelip eşinin yaralı olduğunu maktulün ağabeyi Aytekin'e haber verdi. Hastaneye götürülen Albay, hiç konuşamayarak ameliyata alınmış ve yoğun bakımdayken ölmüştür. Ölüm sebebi ise otopsi raporuna göre, künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti olduğu anlaşılmıştır."
Savcı Çelik, iddianamesinin son bölümünde, Filiz Albay'ın polise çelişkili ifadeler verdiğine de dikkat çekerek, "Filiz, maktülün bulunduğu eve çocukların okul kıyafetlerini ve çantalarını almaya gittiğini beyan etmesine rağmen daha sonraki ifadelerinde diplomasını almak için gittiğini belirtmiştir. Ayrıca kendisinin çok iyi karate sporu bilmesi ve maktülün oturduğu evin altında oturan tanık Naciye Tuncay'ın olay günü, bir şey yere vuruluyormuş gibi `küt küt', daha sonra biriyle mücadele ediliyormuş gibi `pat pat' diye yere düşme sesi duyduğunu belirtmiştir. Bunlar dikkate alındığında bir insanın kendi başına duvarlara gece saat 02.00'den sabah 07.00'ye kadar vurmasının mümkün görülmemesi nedeniyle hir iki şüphelinin maktülü öldürmek için yaptıkları plan doğrultusunda şüpheli Filiz'in anahtarı kendisinde de bulunan maktülün evine gidip, ayak darbeleriyle maktülün başına defalarca vurarak, duvara da çarpan maktülü öldürdükleri sonuç ve kanaatına varılmıştır" dedi.
`EŞİM KENDİSİNE ZARAR VERİYORDU'
Önümüzdeki ay Adana 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz yargılanmaya başlayacak olan Filiz Albay, serbest bırakıldığı nöbetçi mahkemedeki sorgusunda eşinin öldürülmesiyle ilgisinin olmadığını söyledi. Eşinin alkolik olduğunu öne süren Albay, kendisini şöyle savunmuştu:
"Yaklaşık 2 yıl önce eşim sürekli halisilasyonlar gördüğünden kendisine zarar veriyordu. Bundan korktuğum için çocuklarımı da alıp ağabeyimin yanına yerleştim. Kendisine boşanma davası açtım. Evde benim ve çocuklarımın eşyaları olduğu için zaman zaman gitmem gerekiyordu. Anahtarım vardı. Olay günü çocukların kitapları ile benim diplomamı almaya gitmiştim. Bilgisayar kursuna kayıt olacaktım. Eşim sürekli içiyordu. İçmediği zamanlar kriz geçiriyordu. İçeri girdiğimde eşimi yatak odasında yüz üstü yerde yatar vaziyette, alt tarafı çıplak, üzerinde atlet olduğu halde buldum. Şiddetli şekilde horluyordu. Salon ve mutfakta kan izleri vardı. Hemen kardeşi Aytekin'e haber verdim. Hastaneye kaldırdık. 8 gün komada kaldıktan sonra öldü. Eşimin öldürülme olayına karışmadım. Ersin ile aramızda hiçbir ilişki yoktur."
Albay'ın eşini öldürmesine yardımcı olduğu iddia edilen Albay'ın sevgilisi Ersin Erbak ise "Filiz ile duygusal arkadaşlığım eşinin ölümünden 1 ay kadar sonra başlamıştır. 4-5 ay önce de bitmiştir. Öldürme olayı ile ilgim yoktur" diyerek kendini savundu.,kaynak,vatan
Ülkeyi ayağa kaldıran cinayet
Şimdi 23 yaşında olan Fransız Marie-Charlotte Renault, 2002’de Benjamin Pizem ile evlendi. Pizem’in babası İsrailliydi ancak hiç görmemişti. 2004’te kızları Rose doğunca babası Ronny Ron’u ziyarete gittiler. Ziyarette Marie, Ron’a aşık olduğunu söyleyip Paris’e dönmedi. Benjamin kızıyla Fransa’ya gitti. Marie ile Ronny evlendi ve iki kızları oldu.
Bu sürede Rose’u hiç görmediler. Ancak geçen yıl Rose’un babasının
dayağı nedeniyle hastaneye düştüğünü öğrenince Marie velayet davası
açıp kızı Rose’u yanına aldı. Ancak Rose’un akli dengesi babasının
dayakları nedeniyle yerinde değildi. Çift bakmakta zorlanınca, kızı
Ronny’nin annesi Vivien Yaakov’a (67) bıraktı. Ancak mayısta Yaakov
oğlundan kızı almasını istedi. O tarihten sonra Rose’u gören olmadı..
Yaakov’un şikayeti üzerine polis kayıp kızı aramaya başladı Polis,
çelişkili ifadeler vermeleri üzerine çifti gözaltına aldı. Ron, üç ay
önce arabada, Rose’un arka koltukta ağladığını, bunun üzerine kıza
vurduğunu ve kızın öldüğünü itiraf etti. Ron, cesedi bir bavula koyup
Yarkon Nehri’ne attığını söyledi. Anne ise eşinin kendisine Rose’u
Fransa’ya gönderdiğini söylediğini öne sürdü. Polis, annenin de dedeye
yardımcı olduğu şüphesini taşıyor. Şimdi nehirde küçük kızın cesedi
aranıyor. Anne Marie’nin bir süre önce eşinin bir arkadaşına telefon ederek, “5 yaşında bir çocuğa ihtiyacım var... Aksi halde arkadaşınız, yıllarca kalmak üzere cezaevine girecek” dediği de ortaya çıktı
Şeriat avukatının sitesinde ‘porno yıldızı’ sekreter
Hollanda'da kadınlarla tokalaşmayı dahi reddeden ve onlara sürekli olarak burka giymelerini öneren talk şovların vazgeçilmez isimlerinden avukat Faizel Ali Enait’in internet sitesinden iki pornocunun resmi çıktı. Gaizel’in kurduğu Jairam isimli avukatlık şirketinin internet sitesinde “işte sekreterlerimiz” diye internetten indirdiği iki porno yıldızının fotoğrafları kullanıldı. Olay Hollanda ve Avrupa basınına bomba gibi düştü. İnternet sitelerinde en çok okunan haberler listesinde birinci sıraya çıktı. Avukatlık firması hemen sitedeki resimleri değiştirerek yerlerine ofislerinden görüntüler koydu. Ancak bu fotoğrafların da sahte olduğu ortaya çıktı. İslamcı avukat, porno yıldızı fotoğraflarıyla ilgili sessiz kalmayı tercih etti.,kaynak,vatan
Keneye karşı atom karınca
ANKA
Sağlık Bakanlığı, 8 ayda 52 kişinin hayatını kaybettiği Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına neden olan kenelerle mücadelede atom karıncaları kullanacak.
Bakanlık, halk arasında atom karınca olarak bilinen kırmızı karıncaların kenelerle mücadelede kullanılabilip kullanılamayacağı yönündeki çalışmalarına başladı. Sonuç olumlu olduğu takdirde, bu karıncalar çoğaltılarak kenelerin yoğun olduğu bölgelere dağıtılacak. Salgıladıkları sıvı ile keneleri bayıltarak yuvalarına götüren atom karıncalar keneleri böylece bertaraf edecek.
Sağlık Bakanlığı kene ile mücadelesinde atom karıncaları kullanmak için kolları sıvadı. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Seraceddin Çom, ANKA’ya yaptığı açıklamada, bu konudaki incelemelerinin sürdüğünü belirterek, “Karıncaların kenelerle mücadelede kullanılabilip kullanılamayacağı yönünde de Sağlık Bakanlığı’nın incelemeleri sürüyor. Bu proje dört safhada olacak. Eğer bu inceleme safhası dördüncü safhaya ulaşabilirse ve bilim adamları onay verirse diğer bakanlıklarla işbirliği yapılarak uygulamaya geçilecekö dedi. Çom, bu karıncaların özel bir sıvı salgılayarak keneleri bayılttığını ifade ederek “Bayılttıktan sonra üçerli beşerli gruplar halinde keneyi yuvalarına taşıyorlar. Kene kaçmaya çalışsa da keneyi abluka altına alarak bertaraf ediyorlar" diye konuştu.
EKOLOJİK DENGEYİ BOZUP BOZMAYACAĞI DA ÖNEMLİ
Çom, bu karıncaların mücadelede etkili olup olmayacakları yanında ekolojik dengeyi bozup bozmayacaklarının da önemine işaret etti. Çom, bu yöndeki incelemelerinin de sürdüğünü kaydederek “Eğer ekolojik dengeyi bozmayacak ve mücadelede kullanılabilecek ise üretilecek. Bunları üretmek çok kolay. Arı gibi. Her yuvada bir tane ana karınca bulunuyor. Ana karınca yumurtlayarak bir koloni oluşturuyor" dedi. Bu tür karıncaların genelde çam ağaçlarının bulunduğu alanlarda yaşamlarını sürdürdüklerini ifade eden Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Çom, araştırmanın ileri safhalarında kırmızı karınca türünün kenelerin yaşadığı alanlara uyum sağlayıp sağlayamayacağının da test edileceğini söyledi. Seraceddin Çom, onay verildiği takdirde ise, karıncaların pilot olarak seçilen Kelkit Vadisi gibi, kenelerin yoğunlukla yaşadığı bazı bölgelere taşınarak yöntemin deneneceğini bildirdi.,kaynak,vatan
Müdür bilgisayarında 3 bin porno!
A.A
İzmir'de bir ilköğretim okulunun müdürü “bazı kız öğrencileri taciz ettiği” iddiasıyla açığa alınırken, evindeki bilgisayarda 3 bine yakın porno içerikli görüntü ele geçirildi.
İzmir'in Buca ilçesine bağlı bir belde ilköğretim okulunda müdür olarak görev yapan E.S'nin okuldaki bazı öğrencileri taciz ettiğine yönelik jandarmaya yapılan şikayetler üzerine, özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök tarafından soruşturma başlatıldı.
Savcı Gök, bazı aileler ve çocuklarının bilgisine başvururken, öğrencilerden bazılarının tecavüze uğramış olabileceği iddiasıyla soruşturma derinleştirildi. Olaydan sonra okul müdürü E.S. kayıplara karışırken, evine operasyon düzenlendi.
Savcılık izniyle evde yapılan aramada el konulan E.S'nin bilgisayarında yapılan incelemede 3 bine yakın porno içerikli görüntü bulunduğu, bunlardan önemli bir kısmının çocuk pornosu görüntüsü olduğu tespit edildi. Bilgisayardaki bazı fotoğrafların okuldaki öğrencilere ait olduğu kaydedildi.
Olayla ilgili İzmir Valiliği'ne hakkında verilen bilginin ardından E.S. açığa alındı.
Öte yandan, taciz iddialarının beldede uzun süreden beri gündeme geldiği, ancak bir süre önce operasyon kapsamında tutuklanan belediye başkanı M.K'nın ailelere, okul müdürü hakkında şikayetçi olmamaları yönünde baskı kurduğu iddia edildi.
Yetkililer, E.S'nin polis ve jandarma ekiplerice arandığını bildirdi.,kaynak,vatan
